HAYVAN MEZARLIĞI


Bu makale 2016-12-22 05:13:25 eklenmiş ve 3450 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

Sisler içinde gelişi güzel orada şurada tuhaf görünümlü mezarlar. İçinde çeşitli hayvanlar gömülü... Buranın toprağında hiç görülmemiş özellikler var. Bir süre sonra neyi defnetmişseniz onu hortlak olarak geri gönderiyor.
Stepan Kıng’in “Hayvan Mezarlığı” filminin ana teması budur. Başrol kahramanlarından ilki bir ingiliz kedisi. Koyu gri, kırmızı gözlerinin içinden sarı renkte ışık saçıyor. Meymenetsiz mendebur bir yaratık. Hiç olmadık bir anda fırlayıp
üzerine falan atlıyor. “Şeytan” filminden sonra ilk kez, bu kadar çok
ürperiyorum. Bu başbelası kedi iyi ki sadece bir filmde, herşey kurgudan ibaret...
******
Ama şimdi anlatacaklarım gerçeğin ta kendisi. Filmi izlediğim gecenin yarısı... Yatağımın içinden mırıltılar geliyor. irkilerek fırlıyorum. Yorganın içinde o kedi “Çörç” bana bakıyor sanki heran üzerime atlıyacak gibi duruyor.
******
Rahmetli babamdan kalma kedi aşkım var. Eşim bu hayvanı hiç sevmez uzun yıllardan sonra gönlünü yaptım eve kedi arıyoruz... Çok geçmedi iş için İstanbul’da bulunan oğlumdan bir telefon geldi.
“-Baba aradığın kediyi buldum, uçakla getiriyorum.”
İşadamı arkadaşı evleniyormuş, nişanlısı kediden nefret edermiş. En az 6-7 bin lira değerinde özel yuvası, kumu, yatağı hatta nüfus
cüzdanı bile var. Herşeyi yemezmiş maması yurt dışından geliyor... Sağlık cüzdanı aşı kartları falan var.
Özel taşıma çantasında bir sürü havaalanı işlemi sonrasında hanı- mefendi uçakla Konya’ya geliyor. Oradan Akşehir’e teşrif edecekler....
******
O günün akşamı “Çörç” evimize birsürü donanımıyla birlikte teş- rif etti. Kafesini açtık dışarıya kocaman kafalı koyu gri renkli kırmızı gözleriyle etrafa bakınan, kediden çok yaratığa benzeyen bir canlı çıktı...
Alışılmamış, görülmemiş en azından bizim “zoo” kültürümüzde fazla bilinmeyen bu ingiliz Leyd’ye alışmaya çalıştık. Hem sevimsiz hemde yabaniydi. Özel bakım istiyordu... Kendine ait şampuanı fır- çası tarafı, göz kremi sık sık temizlenmesi gereken yatağı kumuyla.
Sadece onun için bir görevli lazımdı.... Eşim kısa zamanda çıldırdı elbette...
Ya ben! ya bu kedi restini çekince ve o gece “Hayvan Mezarlığı” filminin ardından yatağıma gi- rince bizim evde hayat durdu.
Bu kedi gitmeliydi...
Çok pahalıydı İstanbul’dan getirilmesi için bile dünyanın parası ödenmişti. Sokağa bırakamazdık. Bir gece yarısı aynı o korku filminde olduğu gibi pencerenin camından içeriye:
“-İşte artık sonunuz geldi” der gibi bakabilirdi. Süratle birkaç gün içinde hayvanları çok seven bir arkadaşıma Cahide Alpagut’a haber verdim. Ankara’da yaşayan kızı sevgili Can-
su böyle bir şey arıyormuş... Oraya gönderdik İngiltere, İstanbul, Konya, sonunda şimdilik Ankara... Kedi değil sanki turizm rehberi!... Arada bir kendisinden haber alıyorum. Benden kurtulduğu için
çok mutluymuş. Bense o günden, geceden beri kiminin köpekten korktuğu, fare gö-
rünce sandalyeye çıktığı gibi nerede kedi görsem zıplayıp kaçıyorum. Ya siz; sizinde böyle özel fobileriniz var mı?
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA