YENiKAPI RUHU VE ÇELENK KOYMA TÖRENi


Bu makale 2016-11-14 05:29:50 eklenmiş ve 3705 kez görüntülenmiştir.
Saadet Ayral Şen

Öğretmen okulunun birinci devresini bolu Kız Öğretmen okulunda okudum.  
Cumhuriyetin fedakâr öğretmeni, Sıdıka Avar’ın kızları Tuncelili Melahat, Sakine, Fadime ve Elif sınıf arkadaşlarımdı. Tatvan Yatılı Bölge Okulundan Teslime, Eda, Fatma ve güzeller güzeli Aysel Muğla, İzmir, Adana, Mersin, Balıkesir, Bursa’dan diğer illerden gelen arkadaşlarımla aynı sınıftaydım. 
Gündüz sınıfta bahçede, yemekhanede, gece yatakhanede birlikte olduğumuz arkadaşlarımla sorunsuz, ülkü birliği içinde, ulus devlet kavramının gereklerine uygun laik bir eğitim gördük. 
Tatilden döndüğümüzde ben Tavşanlı leblebisi, arkadaşlar memleketlerinden incir, üzüm, çitlenbik ve annelerinin yaptığı yiyecekleri getirdiğinde birlikte yerdik. O zaman yediğim ev yapımı kuru incirin tadı hala damağımdadır. 
Okulumuzun aşçı başısı köftenin harcını, dolamının içini hazırlar; biz sınıflar olarak sırayla gelir köfteye şekil verir, dolma içini biberlere doldurur, yapraklara ve lahanaya sarardık. 
Sabah jimnastiğini milli oyunlarla ve 19 Mayıs için hazırlanan hareketlerle yapardık.  
Ramazanda sınıflardan oruç tutacakların listesi istenirdi. Oruç tutanlara sahur yemeği, tutmayanlara sabah kahvaltısı, öğle yemeği çıkardı. Akşam yemeği saati oruç tutanlara göre ayarlanırdı. 
İkinci devreyi İstanbul Çapa İlköğretmen Okulu’nda okudum. Zaman zaman öğretmen okulları bir okulun konukseverliğinde toplanırdı. Basketbol, voleybol, yakartop yarışmaları yapılırdı. Her okul kendi yöresinin oyunlarını sunardı. 
Yıllar sonra okul arkadaşları bir araya geldiğimizde o günleri özlemle anarız. Emekli Türkçe öğretmeni arkadaşım Ayfer, annemin yaptığı revaninin tadını unutamadığını söyledi. Gazi’den arkadaşım Gülsen de portakal kabuğu reçelini ilk senden yedim demişti. 
Van Alparslan İlköğretmen Okulu’nda çalışırken, Tatvanlı Fatma ile karşılaştım. Okulun şoförü Yaşar Usta’nın kardeşi ile evlenmiş. Ondan Aysel’in hasta ayağının kesildiğini ve okula devam edemediğini öğrenince çok üzüldüm. Yine Tuncelili Melehat’ın İngilizce Öğretmeni olduğunu, Sakine’nin arazi anlaşmazlığı nedeniyle öldürüldüğünü duydum. Birine sevindim, birine üzüldüm. Yıllar sonra Mudanyalı Kifayet’le İstanbul’da buluştuk. Onun ailesinin de benim ailem gibi Rumeli kökenli olduğunu öğrendim. Rumeli’de ünlü olan Gül Baba’nın soyundan geliyorlarmış. 
Biz bunları okulda iken hiç konuşmamıştık. İyi bir öğretmen olmak yolunda, birlik beraberlik içinde yaşadık, öğretmenlerimizden bu yolda eğitim öğretim aldık. 
Büyüklerimizin ayrımcı dilleri bizi üzdüğü gibi emeklerle yaratılmış olan ulusal bilince de zarar vermektedir. Yaşadığımız acı olaylarda bu ayrımcı dil önemli rol oynamaktadır. 
Bölünmüş yollar anlayışı toplumun her hücresine, bayramlara bile yansımaktadır. Resmi çelenklerle diğer çelenkler bile bir arada konamamaktadır.  Bu bayramların sevincine gölge düşürmektedir. Cumhuriyeti kuran Türk ordusunun temsilcisi garnizon çelenginin önce protokolden çıkarılışı, sonra yine protokole dahil edilişi de doğru hareketler değildir. 
YENİKAPI RUHU deniyor. Ama hala çelenkler bile resmi, sivil diye ayrı ayrı konuyor. Bizleri üzen bu durumlar, Yeni Kapı Ruhunun samimiyetini sorgulamamıza neden oluyor. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...




















« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA