NASREDDİN HOCA VE AKŞEHİR GÖLÜ


Bu makale 2016-11-08 04:52:12 eklenmiş ve 1254 kez görüntülenmiştir.
Ramazan Sarı

Nasreddin Hoca bir gün göl kenarında yemek yediği kaplarını yıkarken olay üzerine gelen komşusu Hocam hayırdır sanamı kaldı bulaşık kaplarını yıkamak deyince !! Hoca kıvrak bir zeka ile hemen cevabı yapıştırır. Yok canım daha neler görmüyormusun “ GÖLE YOĞURT ÇALIYORUM” der..  Akşehir Gölü ve Nasreddin Hoca arasında geçen bu espiri ise artık günümüze kadar sürüp gelmektedir. Her yıl düzenlenen Nasreddin Hoca Şenlikleri önce Göle yoğurt çalma ile başlar. Akşehir Gölü İç Anadolu Bölgesinin Konya-Akşehir-Tuzlukçu ve Sultandağı sınırları içerisinde kalmaktadır. 1968-1975 yılları arasında kendi kabına sığmayan bu gölün hikayesini “Gölün Kaymağını Yiyenler” adlı köşe yazımda nasıl çıldırdığını ve çıldırmanın sonunda tüm çevresindeki araziyi su altında bırakarak yerleşim alanlarına kadar uzandığından bahsederek,  mağdur olanlara vatandaşlarımıza O günün Hükümeti tarafından  Avrupa ülkelerine çalışmak için vasıflı ve vasıfsız işci ile işci Ailelerine gitme imkanı sağlandığında, Nasreddin Hocanın Göle çaldığı mayanın ekonomik anlamda’da tuttuğundan övgü ile bahsetmiştik.
Yıl 2016 Peki şimdi Akşehir Gölü ne alemde diyerek  geriye dönüpte o şaşalı ve çoşkulu günlerinden başlayarak bu günlere kadar geldiğimizde Akşehir Gölü’nden bugüne ne kalmış veya kalmamışın  nedeni ve sebebini şöyle bir gözden geçirelim.1993 yılında Başbakanlık tarafından “Sulak Alanların Korunması Genelgesi”yayınlanmış ve ilk kez sulak alanların korunması hükümet politikası olarak kabul edildiğinde Türkiye’deki sulak alanların hala büyük tehlikelerele karşı karşıya olduğu ve hızla kayıplar verdiği için tekraren 2003-2008 Ulusal Sulak Alan Stratejisi kapsamında sulak alanların izleme ve rehabilitasyonu için eylem planları geliştirilmesi uygun alanlarda uygulamaya geçirilmesi tedbirleri hızlandırılıp devreye sokulması önerilmiş bu bildiride konu edilen Akşehir Gölü Rehabilitasyon Projesi de bu tür kurtarma faaliyetleri için gerekli çerçeveyi özetlemekte olmasına rağmen hala Gölün can çekişmesini ve göz göre göre ölmesini bekliyoruz.
Sözde 1992 yılında 1. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilen Akşehir Gölü şimdilerde tamamen yağma yapılarak arazi haline dönüştürülmekte ve hızla kurumaktadır. Sultan Dağlarından beslenen Akşehir Gölü bu beslenmelerden yoksun bırakılarak suları Göletler yapılarak kesilmiştir. Artık tarıma yaptığı mikro-klima katkısı yok denecek kadar azalmış ve Meşhur  Akşehir kirazı aromasını kaybetmek üzeredir. Bitkilere verdiği ılımanlaştırması tarımsal verimin ve çeşitliliğin azalmasına ikinci bir ürün yetiştirme şansını azaltmakta,hızlı su çekilmesi yüzünden binlerce kuş türleri tamamen gölümüzü terk etemiştir. Artık ne sazan nede turna balığı kalmıştır. Sazlıkları kurumuş o bildiğimiz gölümüz yok olmuştur. Sayın Nasreddin Hocam artık maya çalacak ne deremiz nede Gölümüz var . Yine sizin fıkranız ile yazımı bitiriyorum. Çünkü bindiğimiz dalları kesene veya kesilmesine seyirci kalıyoruz…
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA