FIRTINALAR İÇİNDE


Bu makale 2016-10-25 05:07:18 eklenmiş ve 1806 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

Durduğum yerde kalamıyorum. Mutlaka bir şeyler söylemem lazım. Güncel sorunlarla dolu derin dehlizlere dalmak bugünkü koşullan içinde sağlığıma zarar verebilir. 
Ülkeyi kurtaralım derken kendimiz güme gideceğiz. Arkamızdan; “Bu adam nereye gitti?” diye soran bile olmayacak….
Zaten yarım asır önce aldığım “Komünist” ünvanı üzerime yapışıp kalmış yenisinin hiçbir lüzumu yoktur. 
***
Ve şimdilik güncel siyasetten çekilmeye karar verdim
“Akşehir’in Katmanları” başlıklı iki yazıma baktığında beni bir şey sanırsınız halbuki bu sadece meraktan ibarettir. 
Öyle fazla bir şey falan bildiğim yoktur bazı üstatların yanında “Bilmez kişi” bile sayılmam. Yarı cahil olsam zarar verme olasılığım yüksektirk düpedüz “Cahilim” yani…
***
“Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahma Çelebi derlermiş ya” işte böyle bir ortamda “Amatör magazin tarihçisi” olup çıktık.
 Kör kuyuya attığım taştan neredeyse konçertolar çıkacak. Beklemediğim kadar çok sayıda yorumlar ve sorular geliyor ki; onlara acıyorum “Denize Düşen Yılana Sarılırmış” ya onun gibi,bana sarıldıkları için…
***
İlgili konulardaki bilgilerinin bulunabileceği ilk kaynak 70-80 yıl kadar önce yayınlanan “Akşehir” kitabıydı. İ.H. Konyalı yazmıştı. 
Yıllar geçtikçe yetersiz kalmış, bulunamaması nedeniyle “Antika” konumuna yükselmişti. Alandaki boşluğun farkına varan önceki dönemin sevgili B. Başkanı Abdülkadir Oğul:
(Kendisine Şenliklerin unvanını değiştirdiği ve o meymenetsiz Cenaze Meydanını yaptığı için saydırmadık lafım kalmamıştı. Halbuki o kısa süre içinde bu kente muhteşem izler de bırakmıştı. Şekerimi yükselttiği için onları da tepiklemiştim. Halbuki o benim eski ortağım, meslektaşım, 50 yıllık arkadaşımdı….)
Sayın Muharrem Bayar’a destek vermiş “Akşehir Tarihi” kitabına sponsorluk yapmıştı… Bir gün atölyeme geldi ilk baskısını getirdi…
İçeriğinde çok konu vardı tarihçi yazımıyla detaylı amatör okuyucu için biraz sıkıcı bilgiler çok minicik puntolarla basıldığı için ancak büyüteç veya mikroskop! La okunuyordu. 
Kitap bu haliyle 592 sayfa normal puntoyla basılsa 2000 sayfa olabilirdi. Böyle bir boyuta tırmandırmanın elbette çeşitli maliyetleri vardı.  
O eser yinede konusundaki büyük boşluğu dolduruyor. A. Kadir Oğul’a gecikmiş teşekkürlerimi araya sığdırıp iletmek boynumun borcudur. 
***
Öncesinde ve sonrasında uzun süre aramızda öğretmen öğretmen sıfatıyla yaşamış “Pervasız” da köşe yazıları ve yine belediyemiz sponsorluğunda bastırılmış. 9 Ay 10 gün, Atatürk Akşehir’de ve N. Hoca Türbesi kitaplarını yazmış Mehmet Koç kardeşime ayrı bir yer vermek lazım kendisini takip ediniz çok değerli ayrıntılar öğreneceksiniz.
***
Yazımın yayınından 
Sonra yorum ve bilgileriyle sosyal medyadan topa girenler var. Sayın Mustafa Ökesli, Dursun Solmaz
(Cahil olmak bu devirde mutluluğun ilk koşuludur. Bu ne yahu! Kardeşim çektiğim çile nedir artık yeni bir şey öğrenmek istemiyorum diyorsanız) gazete sayfalarımıza aktaracağımız fikirlerini asla okumayınız.
***
Ayrıca sizinde bildikleriniz varsa “Akşehir’in Katmanları” konusuna girebilirsiniz. Yanlış bir şey söyleseniz bile size Frigyalı, Romalı ve Selçuklular’dan bir zarar gelmez, cevap veren olmaz.
Sadece şu Osmanlı işi biraz sıkıntılı bir futbol takımına bile onun unvanı verildi gönüllü cengaverler aramızda dolaşıyor abdestsiz laf ederseniz ne olur? Bilinmez…
***
Üç maymunu oynayın;
Görmeyin…
Duymayın…
Konuşmayın… Eklemeyin ve hatta okumayınız!
Sonra… Ne yaparsanız yapın karşı kıyıda duranların fikirleri değişmiyor. Biraz daha zorlayınca “Kör bıçaklar” keskinleşiyor…
***
İlk olarak Mustafa Ökesli’yi sunuyorum. 
Akşehir Tarihi ve Akşehir Kültürü Üzerine Bir Deneme Kısaca özetlersek, Akşehir’e ait ilk arkeolojik bulgular Neolitik Dönem’e kadar uzanıyor. Hititler zamanında Akşehir’in adı Thymbrion… Akşehir için 2. milat ise Philimelion olarak bilindiği ve bizans + haçlı orduları komutanı manuelos Komnenos tarafından yakılıp yıkıldığı 1143-1146 yıllarıdır. Bu tarihte Philimelion yok edilmiş, taş üzerinde taş kalmamış, nüfus sıfırlanmış. Uzunca bir süre bomboş kalmıştır. 1. Gıyasettin Keyhüsrev(1192) döneminde bu boş bölgeye Batı Anadolu’nun Bizansla sorunları olan Rum halkı 5.000’lik kafileler halinde yerleştirilmiştir. Bunlara vergisiz ve destekli bir hayat sunulmuştur. Akşehir’in 2. iskânı böyle başlamış ve 1200’lü yıllarda nüfus hızla artmış, önce İranlılar ki Akşehir ismi (akşar) (Ak Türkçe şehir farsa) ilk bu dönemde zikredilmiş, Moğol istilasının başladığı Kösedağ Savaşı (1243) sonrası ise hemen her kesimden insan gurupları için sığınma ve sürgün yeri olmuştur. (ahilerin türkmenlerin gelişi) Nasreddin Hocanın, Seydi Mahmut Hayran’ın yaşadığı varsayılan 1270li yıllar Akşehir kültürünün oluşmasının da başlangıcı sayılabilir. Kimler vardı o yıllarda, Başta Rumlar, Ermeniler, İran ve Arap kökenliler, Türkmenler, Selçuklu Türkleri ve özellikle bu yıllarda Akşehir ciddi bir kültür ve siyaset merkezidir. Selçuklular dağılınca, Akşehir, Hamitoğullarının kontrolüne girmiş akabinde de Yıldırım Beyazıt’ın babası sultan murat tarafından 80.000 altın karşılığı Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu dönemde de şehre göçler ve göçürülmeler devam etmiş, nüfus biraz daha kozmopolitleşmiş. Sonra, Beyazıt 1402de kaybedince şehir Karamanoğulları’nın kontrolünde kalmış.. Aynı iskanlar göçler tekrar yaşanmış.. . Sonra 1467’de Fatih döneminde tekrar Osmanlı’ya (savaşsız) geçmiştir. Akşehir’deki Türkleşme bu dönemde ve çevresindeki Kürt yerleşim birimlerinin kurulması ise yavuz sultan selimin doğu seferi sonrası artmıştır. Şimdi, yakın tarihe gelelim ve Akşehir’e bir bakalım, Tekkeden aşağıya doğru inin, Gavur mahalleleri, Rum ve Ermeniler, hemen altında ahi mahalleleri, hemen altında İran ve Arap kökenli mahalleler, hemen altında Çingene mahallesi, altında Pomak Boşnak Balkan Türkleri, altında Türkmen köyleri , ve Kürt köyleri.. Ne güzel yerleşmişiz değil mi? Çarşı, arasta esnaf ve zanaatkarlar Rum Ermeni, Arap İran kökenliler medrese tekke sahibi, Türkler çiftçi… Evlere bakın, kiremit damlılar gayrimüslim, toprak damlılar Müslüman. Kiliseler ve camiler, mescitler, medresler yanyana. Akşehir’in bu çok kültürlü halkı içiçe geçmiş,, aynı türküyü söylemiş, aynı ağıtı yakmış.. Aynı sofralarda aynı yemekleri yemiş. Düğünler yapılmış sazlı sözlü, yemekler pişirilmiş hep beraber yenmiş içilmiş. Herse,(herissa) biliyor musunuz pişirme yöntemiyle ermenidir. Keşkekten farklıdır… Etli ekmek ve tandır kebap Anadolu Rumlarıdır ustaları, tarama, balık tuzlama... Sizde söyleyin bir şeyler dahası, biz neden Akşehirliyiz diyoruz, Konyalı değiliz çünkü, kendi folklorumuz var, şivemiz var, yaşama biçimimiz var yani Akşehir’in kendi kültürü var. Bu kültür 800 yıllıktır. İçiçe geçmiş yaşam biçimlerinin yoğrulmuş sindirilmiş halidir. Akşehir şahane bir Anadolu’dur. Kim ne derse desin kim ne yaparsa yapsın kültürümüz genlerimize işlemiştir. Kimsenin kimseyi ötelemediği, aşağılamadığı, güç bende deyip şımarmadığı, artık buralarda bizim, siz artık yoksunuz demediği, kimsenin özel hayatına karışılmadığı şahane Akşehir Kültürü her zaman var olacaktır. Geçmişte böyleydi gelecekte de böyle olacak. İsteyen üzümü şarap yapar isteyen pekmez. Ben ikisini de seviyorum. 
NEDEN ACABA?
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA