SAVAŞLAR PETROLDEN ÇIKIYOR


Bu makale 2016-10-22 05:11:26 eklenmiş ve 2529 kez görüntülenmiştir.
Hasan Ayna

ORTADOĞU’DA SAVAŞLAR NEDEN BİTMİYOR?
“... Petrol ve doğal gaz kaynaklarınız var ve ihtiyacınız kadarını çıkarıp kullanıyorsanız, ne mutlu. İhtiyaç fazlası olanı da satar ve para kazanırsınız. Konu ilk bakışta oldukça basit yani. Ancak, enerji netameli (sorunlu) bir konu. Enerji kaynaklarına sahip olma yanında, enerjilere ihtiyaç duyan coğrafyalarda nakil ya da ulaşım yollarında bulunmak bile problem.
Enerji kaynağına sahip olan ve nakil yollarında bulunan ülkelerin başı bir türlü dertten kurtulmuyor demek, konuyu basitçe izah etmek için kafi.
Enerjisi olan satar, ihtiyacı olan da parayı bastırır alır formülü geçerli değil yani.
İnternete girip ‘dünya çatışma haritası’ yazarsanız, karşınıza garip bir harita çıkar. Dünya üzerinde süren çatışmaları gösteren çatışma haritasında, olayların şiddet derecesini gösteren koyu renklerin enerji merkezleri ve nakil yollarında yoğunlaşması, tesadüf değildir. Dünyanın hakimi olmaya soyunan güçler, enerjiyi ve enerjiye ulaşmayı mutlaka kontrol altına almaları gerektiğini düşünürler çünkü.
İstanbul’da toplanan 23. Dünya Enerji Kongresi, sistemin egemenlerinde Türkiye’nin varlığı ve önemi konusunda farkındalık oluşturacak bir platform. Ülkemizi temsil edenlerin kararlı ve konunun tam manasıyla ehli olmaları da bunun teminatı.... (1)
TÜRKİYE’DE PETROL VAR
Yılda 30 milyon tona yakın petrol tüketen Türkiye’nin yabancı petrol şirketlerine bağımlılığı giderek artıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında ülke gelirleri içinde maden ürünlerinin payı yüzde 44 iken, 2000’lerin Türkiye’sinde bu oran yüzde 1’lere kadar düştü. 2020 yılında ise Türkiye enerji alanında yüzde 100 dışa bağımlı hale gelecek. 
Türkiye’de petrol potansiyali bulunan sahaların ancak beşte birinin araştırıldığı bir durum söz konusu. ABD’li petrol şirketlerini Türkiye’de petrol aramaya davet eden dönemin Enerji Bakanı Serbülent Bingöl’ün, aldığı cevap oldukça manidar:
“Sizde 5 bin metre ve altında zengin petrol yatakları var. Fakat size güvenmiyoruz. Ya İran, Irak örneğinde olduğu gibi petrolü devletleştirirseniz!”
Türkiye Cumhuriyeti tarihinde toplam 3 bin kuyu delinmişken, A.B.D.’de her yıl onbinlerce kuyu açılmaktadır. Rusya’da ise kuyu sayısı 1 milyondan fazladır. 
Komşuları İran, Suriye, Irak, Orta Asya ve Karadeniz’in kuzey kıyılarında zengin petrol ve doğal gaz yatakları varken Türkiye gerçekten petrol fakiri bir ülke mi?
Türkiye’nin “Petrol Kanunu”nu Yahudi asıllı bir Amerikalı mı yazdı?
Hangi ülkeler Türkiye’nin petrol çıkarmasını engellemektedir? 
AB (Avrupa Birliği), Türkiye gibi aday ülkelere petrol alanında kamunun özelleştirilmesini dayatırken, kendi ülkelerinde farklı uygulamalar mı gerçekleşmektedir?
Haritalardaki kırmızı çizgiler petrol rezervlerini nasıl etkiliyor?
Anadolu’da açılan kuyular neden bir bir kapatıldı?
Türkiye’nin başına terör petrol için mi bela edildi?
TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) bilinçli olarak mı atıl (pasif) hale getirildi?
Aslında tüm bu soruların cevabı dönemin İngiliz Başbakanı Churcil’in “Bir damla petrol bir damla kandan değerlidir” sözünde, yani küresel güçlerin petrol stratejisini şifrelerinde yatıyor. (2)
Aynı konuya önümüzdeki hafta da devam edeceğiz.
DİPNOTLAR: 
(1) EKREM KIZILTAŞ, Petrol ve Doğalgazın Varlığı da Yokluğu da ayrı bir dert, Takvim, 10 Ekim 2016
(2) HAKAN YILMAZ ÇEBİ, Türkiye’nin Petrol Savaşları, kitabı arkasındaki yazı, Karakutu Yayınları, www.karakutuyayinlari.com
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA