AKŞEHİR’İN KATMANLARI (2)


Bu makale 2016-10-19 05:09:14 eklenmiş ve 5564 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

Tekke köyü vadisinden kente inen çayımız geçen yüzyıllar içinde taşıdığı alüvyonları bu topraklara doldurmuş. Altına aldığı sayısız medeniyetin üzerine örtüp saklamış. O zaman çırılçıplak olan Sultandağlarından inen sular sel olmuş önüne gelen taşları kayaları sürükleyip getirmiş. 
Aslında Akşehir’in bilinen tarihi 8000 varsayılan yaşı 12000 yıla kadar uzanan tarihi aşağıya doğru 100 metre sondaj yapılsa ortaya çıkacaktır. 
Toprağa verdiğimiz herşey gibi bir süre sonra unutulmuş ebedi uykusuna gömülmüştür.
Yaşamım içinde üç kazıya tanık oldum. İlki; Aliosman Küçük İşhanı altında temel kazısı yapılırken ortaya çıkmış 2000 yıllık bir Roma hamamı kalıntısıydı. Yüzeyin 4-5 metre altındaydı. 
Çocuktuk, gençtik ama gördüğümüz müthiş manzarayı algılayabiliyorduk. Bu yapıyı arada inceledik demekki doğa doğru veya göl yönüne geçerken çevre kazılsa ortaya bir Roma kenti çıkabilirdi...
olmadı...
Kazı bir süre durdurulsa da cehaletin kör ettiği yönetimlerin verdiği izinle üzeri örtülüp kocaman bir bina dikildi...
Sonra mezarlık yanında lise binası olan yerin temeli için kazı yapılınca yer seviyesinin 3-5-6 metre derinliklerinde serpilmiş mezor oyukları görüldü. Bunlar Selçuklu dönemine odaklandı. 
Yani 800 yıllık falan geçmişi vardı. 
Ortalamasını 5 metre alırsak her yüzyıl 60 cm dolgu zemini doldurulmuştu. 
Sonra anıt alanındaki Başoğlu iş merkezindeki kazıya sıra geldi. (1980) Orada Akşehir iç kalesinin sur kalıntıları bulundu. Benzer derinlikte. 
İnşaat durduruldu bir sürü al-ver pazarlığından sonra anlaşmaya varıldı:
Bodrum katı iptal edilip surların üzerinden inşaat devam edilecekti. Böylece kalıntı o boşlukta yaşamını sürdürecekti.
Akşehirevi yanında bir tane burç kalıntısı olan kalemizin surlarını görmek isteyenler yolunu bulabilirlerse karanlık dehlizlerde kalan surlarımızı görebilirler!...
***
Artık Akşehir Sultandağlarında rahmetli Lütfi Bostanoğlu önderliğinde yapılan ağaçlandırma sonucunda selleri ve ona bağlı erezyonu unuttu. Yaşadığımız zemin 50 yıldır olduğu yerde duruyor.
Yüzeyde yaşı 800-900 yıllık tarihi eserler var. Bunların çoğu geçirdiği bakım bugünkü anlatımıyla restorasyonlar sonucunda özelliklerinin yüzde 60şını kaybetmiş olsada okunmayı bekleyen kitap gibi ilgi istiyor. Yerüstündeki apartmanlar gibi yeraltında da en az üç dört kat tarih yatıyor. Bu gerçek unutulmasın.
Onları birgün birileri gün gelir uyandırırmı yoksa ebediyen orada kalırmı bilemiyorum.
Not: Bu yazımın 1. bölümünün yayınlanmasını takiben çok sayıda geri dönüş aldım. Okurlarımın ilgisine teşekkür ediyorum. 
Özellikle;
Mustafa Ökesli kardeşimin Akşehir’in son bin yıllık tarihiyle ilgili olarak sosyal medya özelinden yazdığı yorumu çok ilginç buldum.
Biraz daha açarak gazeteme ulaştırabilirlerse sütünumda yayınlayacağım. ve Ömer Şeker;
Yine aynı yoldan ulaşmış halk arasında şehir efsanesi konumuna yükselmiş bir konuyu internet ortamında bilgilenerek göndermiş. Ondan da aynı şeyi yapmasını sevgilerimle bekliyorum.
Kuyuya bir taş attım çıkacak bütün sesleri dinleyeceğim.
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA