NUSRET ve ZAFER


Bu makale 2016-08-01 05:02:46 eklenmiş ve 5834 kez görüntülenmiştir.
İdris Doğan

Ülkemizin meydanlarında -çok şükür- Fetih suresi tilavet edilmektedir. Özellikle milli iradeye sahip çıkma nöbetlerinde… İlk gecelerden birinde müftümüze dedim ki: “Hocam birkaç akşam da bu surenin meali okunsa...” Hayır, cevabını almadım, ancak meali okunmadı da.
Kur’an-ı Kerim yakından tanınmadı için milletimizin itikadında yanılgılar fink atmakta, bitmez tükenmez ıstıraplar insanlarımızın yakasını bırakmamaktadır. Sure, Müslümanların haline ve geleceğine dair önemli tespitler yapar müjdelerde bulunur. 
Hudeybiye anlaşmasından önce Resulullah (sav) rüyasında sahabeleriyle birlikte Mekke’ye giderek orada umre ziyareti yaptığını görür ki, aslında bu da bir vahiy biçimidir. Bunun üzerine Resulullah ashabına umreye gitmek üzere hazırlık yapmalarını ve çevreye haber gönderilmesini ister. Muhacir ve Ensar hazırlıklarını yapar, ancak çevre kabilelerden bazıları bu yolculuk sırasında Müslümanların kaçınılmaz bir katliama tâbi tutulacağını düşünerek bu mübarek çağrıya kulak vermez.
Hz. Peygamber (sav)’le birlikte bin dört yüz sahabe, o dönem adet üzere yanlarına silah olarak sadece kılıçlarını alırlar ve kurban edilmek üzere beraberlerinde yetmiş deveyle kutlu yola çıkarlar.
Mikat mahalline geldiklerinde ihramlarını giyerek yollarına devam ederler, Harem sınırına yakın Hudeybiye’ye geldiklerinde, Mekkelilerin silahlanarak pusuya yattıklarını haber alırlar. Müslümanlar orada konaklamak zorunda kalırlar, karşılıklı elçiler gönderilir, anlaşma görüşmeleri yapılır ve imzalar atıldı.
Görünürde anlaşma maddeleri Müslümanların aleyhinedir, bu sebeple Müslümanlar oldukça huzursuzdurlar ve bunu Allah Resulü (sav)’ne açıkça ifade etmekten kaçınmazlar. Umre yapma imkânı bulamadan üzgün bir biçimde geri dönerken Müslümanların gönlüne su serpen Fetih suresi nazil olur.
İlk dört ayetinde Müslümanlara umreye tekrar gelecekleri ve daha da ötesinde Mekke’nin fethi müjdelenir. Ayrıca, sure müminlerin dünyada da ahirette de mükâfatlandırılacağını; münafıklarla müşriklerin şiddetli azaba çarptırılacağını; çıkar endişeleri, yersiz korkuları sebebiyle bu yolculuğa katılmayanların iki yüzlülüklerini bütün çıplaklığıyla ortaya kor.
Surenin sonunda Peygamber ve onunla birlikte olanlar övülerek onların üstün hasletleri dile getirilir ve denir ki: “Muhammed Allah’ın elçisidir. Onun yanında bulunanlar, kâfirlere karşı şiddetli, kendi aralarında merhametlidirler. Onların, rukû ve secde ederek Allah’ın lutuf ve rızasını aradıklarını görürsün. Yüzlerinde secdelerin izinden nişanları vardır. Allah, onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vaat etmiştir.”
Bu çerçevede Fetih suresini okuyup anlamaya ve anladıklarını samimiyetle hayata geçirenlerin her türlü sıkıntı ve zilletten uzak kalacaklarını; tam bir sabır, refah, hayır, lütuf, ihsan, huzur, saadet, nusret ve zafere kavuşacaklarını haber verir. İnsanların  iş ve eylemlerinde Rabb kul ilişkini ters yüz etmeden elinden gelen gayreti bizzat harcaması gerektiği dile getirilir.
Milli iradeye sahip çıkma nöbetlerindeki maksat Fetih suresinde gizlidir. Onun için sadece sloganlarla, söylevlerle, marşlara, şarkılarla, türkülerle vakit öldürmek meselenin tavsamasına sebep olabilir. Bu benim endişem, bugün kavli duaya fiili duaları katma günüdür. Arayanlar için gerçek nusret ve zaferin yolu budur. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA