BATI LOZAN’IN İNTİKAMINI ALIYOR-I


Bu makale 2016-07-29 04:53:05 eklenmiş ve 1342 kez görüntülenmiştir.
Hasan Ayna

LOZAN VE SEVR
“24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’na yönelik saldırılar yoğunlaştı. Nedeni açık: O dönemde imzalanan anlaşmalardan Lozan dışında hiçbiri yürürlükte değil. Türkiye’nin hukuksal anlamda tapu senedi, diplomatik düzlemde temeli olan Lozan’a yönelik eleştiriler, yanıtsız kalıyor. Diplomaside ustalığı Lozan’da önce Mudanya Mütarekesi’nde kanıtlayan İsmet Paşa’nın hedefe oturtulması da, dikkat çekici. Lozan’ı doğru kavramak için tarih, hukuk, ekonomik, siyaset bilmek, tarihsel belleğe ve bilince sahip olmak gerekir. Her olayı kendi nesnel koşullarında incelemek, dönemin kuvvetler dengesini gözetmek şarttır. Özellikle emperyalizm (sömürgecilik) tahlil edilmeden Lozan anlaşılamaz. Lozan’dan önce Sevr Antlaşması’nda Londra ve  Paris Konferanslarında Türklere dayatılanlar da iyi bilinmelidir. Sevr’i iyi okumadan, Lozan doğru anlaşılamaz.
LOZAN’DA NEYİN HESABI GÖRÜLDÜ?
“Birinci Dünya Savaşı Osmanlı Devleti’nden dolayı çıkmıştır. O savaşta ülkemiz ve bölgemiz enerji zenginliği (petrol...) de dikkate alınarak bölünmüştür. Savaş, Osmanlı’nın paylaşması için yapıldığından, Osmanlı’nın savaş dışı kalması mümkün değildir. Osmanlı Devleti, Almanya’nın yanında savaşa katılmasa bile, hatta savaşı Almanya kazansa dahi, Osmanlı açısından sonuç değişmeyecektir. Çünkü savaşın en büyük ganimeti Osmanlı topraklarıdır. Osmanlı’nın savaşa girişinin zamanı ve yöntemi tartışılsa dahi, savaş dışı kalması olanaksızdır.
Lozan’da Birinci Dünya Savaşı’nın ve Milli Mücadele’nin hesabı birlikte görülmüştür. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından imzalanan hiçbir anltlaşma Lozan kadar kalıcı olmamıştır.Türkiye Lozan’a Birinci Dünya Savaşı’nın yenilmiş devleti olarak değil, Milli Mücadele’nin galip devleti olarak katılmıştır. İsmat Paşa bundan dolayı kapütülasyonlara kesinlikle karşı çıkmış, egemenlik, bağımsızlık, eşitlikten ödün vermemiştir. Lozan’ı beğenmeyenlere anımsatmak gerekir: İsmet Paşa, İngilizler tarafından biraz yumuşatılarak önüne konan Sevr projesine direnip, Türkiye’nin tezlerinde ısrar ederken, İstanbul işgal altındaydı. 
Batı’nın Lozan’a olan öfkesinin temelinde “Şark Meselesi” yani Doğu Sorunu vardır. Sorun, emperyalizmin Osmanlı Devleti’ni tasfiye sorunudur. Bu emperyalist dayatma süreci padişahın Sevr’i imzalamasıyla zirveye ulaşmıştır. Batı yıllardır yaşam destek ünitesine bağladığı “Hasta Adam”ın fişini çekmiştir. Anadolu Hareketi ise Milli Mücadele ile Sevr’i savaş ve devrimle yırtmıştır. Lozan’la cumhuriyet bağımsız, egemen, eşit bir devlet olarak kabul ettirmiştir. Böylece Şark Meselesi’ni bitirmiştir. Ayrıca Batılılar, Türkiye Cumhuriyeti’ni tanımak zorunda kalmıştır. Lozan’a “Türkiye’nin tapu senedi” denmesinin nedeni budur.
BİR ELİNDE MİSAK-I MİLLİ BİR ELİNDE KILIÇ
Lozan görüşmelerine, Birinci Dünya Savaşı’na katılan devletler katılmıştır. Ancak karşımızdaki en büyük düşman İngiltere’dir. Türkler açısından Birinci Dünya Bavaşı’nı resmen bitiren antlaşma, Lozan Antlaşmasıdır. Ayrıca İstanbul Hükümeti Sevr’i imzalamasına karşın Ankara Hükümeti Sevr’i reddettiği, imzalayanları vatan haini saydığı, savaşı sürdürdüğü için, Milli Mücadele, Birinci Dünye Savaşı’nın Anadolu topraklarındaki devamı sayılır.
Bazıları Milli Mücadele’yi basit bir Türk-Yunan Savaşı olarak göstermeye çalışsalar da, anti emperyalist bir savaş olmadığını söyleseler de, gerçek değişmez. Milli Mücadele anti emperyalist bir bağımsızlık savaşıdır. Bu durum Türkiye, İngiliz ve Sovyet belgelerinde de böyledir. Lord Curzon (İngiliz Dışşleri Bakanı) da Lenin de kendi açılarından Anadolu’daki mücadelenin bu yönüne dikkat çekmişlerdir. Lozan’da en sert müzakere konusunun kapitülasyonlar olması, Milli Mücadele’nin emperyalizm karşıtlığını kanıtlar.
İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold’un “İsmet Paşa Lozan’a bir elinde Misak-ı Milli, bir elinde kılıçla geldi.” sözleri, İngiltere başta olmak üzere Türkiye karşıtı cephenin kimyasını, aralarındaki uyumu nasıl bozduğunu ortaya koyar. Nitekim Lord Curzon’un genel af, tazminat, müslüman azınlık yaratma, kapitülasyonların devamı, adeta Osmanlı millet sisteminin sürmesi yönündeki hevesleri kursağında kalmıştır. Azınlık statüsü, Müslüman olmayan yurttaşlarla sınırlı kalmıştır. Kapitülasyonların kaldırılmasına en şiddetli tepkiyi veren ülkelerden birinin, birlikte savaştığımız, ordularımızın komutasını verdiğimiz Almanya olması, Osmanlı’nın nasıl bir boyunduruk altına girdiğinin delilidir. Gerçekler ortadayken, günümüzde Lozan’a saldıranların (Kadir Mısırlıoğlu,... H.A.) amacı nedir, onlar kimin uzantısıdır?” (1)
DİPNOT: Doç. Dr. BARIŞ DOSTER, Batı Lozan’ın İntikamını Alıyor, Aydınlık, 23 Temmuz 2016
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA