HAKKI USTA VE SOKAK OYUNLARIMIZ


Bu makale 2015-11-17 07:47:51 eklenmiş ve 1646 kez görüntülenmiştir.
Mehmet Güleray

( F›çcac›)

Oyun çağlarımızın çocukluğumuzun sembolü idi rahmetli Hakkı usta… O günlerin unutulmaz mütevazi bir siması idi Hakkı usta. Tüm çocuklara(fıçca)yanı topaç yapardı…

Evi kaytanların aradaki sokakta dükkanı (atölyesi) ise Ökesli pasajının karşısında idi. Tahta kepenkli kısmen loş ve içinde sadece ağaçtan yapılmış ayakla çalışır mekanik bir torna tezgahı vardı..Bizlere göre o günlerde oldukça yaşlıydı işine başlarken gözlüklerini  burnuna indirerek çalışırdı.Geçimini bizlere topaç yapmak oklava nalın gibi gereçler yaparak sağlayan ; Alçak gönüllü sessiz-sakin bir kişiliğe sahipti. Çok az konuşur ama daima kıs-kıs gülen kendine has bir kişiydi.

Tornasının başına geçtiği zaman torna aynasına bağladığı ağaçtan mahir ellerini kullanarak ve ayağı daima pedal basarak istediğiniz şekilde siparişinizi hemen yapar verirdi.

O zamanlar sokaklar meydanlar (arsalar) parklar çocukların idi. Zengin-fakir hep sokaklarda oyun içinde idik. Kimimiz yalın ayak kısa pantolon birer içlik giyen ve eline; üzerine yoğurt ve ya pekmez sürülmüş bir dilim ekmeği kapar sokağa fırlardı… mahalle-mahalle oyunlar oynanırdı o zamanın  oyunları ise: aşık oynamak fıçca(topaç) çevirmek, tos oynamak, bal kılıç, hozan,  pötürdek, kaykılı gibi daima toprakta oynanan basit oyunlardı! Şimdiki gibi alternatifler yoktu ki!... birde çelik çomak (met)oynamak vardı ki mahallede kırılmadık cam bırakılmazdı. 

Ne ise gelelim Hakkı ustamıza… çocuğumuz ağacını (tahtasını) ki gürgen olanı makbuldü. Götürür ; o bize İstanbul veya Konya usulü topaç çeker verirdi. Ücreti küçükler beş kuruş büyükler on kuruş idi.

Kafalı ve ucu burgulu olanlar iyi dönerdi. Ucu kabaralı olanlarda vardı..

Topaç düz bir yerde 8-10 kişinin iştiraki ile çember oluşturulur. Ebenin topacı yere yatar (kılda olanın)kaytar veya kınnap iplerine sarılmış fıçcalarımızın sivri uçlarının yerdeki ebenin fıçcasına isabet ettirmek için topaçlarımızı savurur oynardık! Birde dönme yarışı yapardık herkes tek komutla topaçları yere fırlatır(merkez kaç kuvvetiyle) hızla dönen topaçlarımızı iki parmağımızın arasında ustalıkla avucumuza alarak parmaklarımızı gerginleştirerek tam el ayağımızın ortasında tutardık!

Dönmesi en geç biten topaç birinci sayılırdı.

Topaçlarımız ise renkli boyalarla boyanır güzelleştirilirdi. En güzel şekilde gözün takip edemeyeceği bir hızla dönenenine (dındı) sekerek ve ya kapa sallayarak dönenine ise (tötürek)denirdi.!  Seydi Mahmut parkı çocuk parkı (şimdiki aşevinin olduğu)yer en güzel topaç oynanan alanlardı

Topaç yapan 15 gün evvel vefat eden birde Niyazi ustamız vardı. Onunda şimdiki karabulut caddesinin başlangıcında dükkanı vardı. Oda meydan mahallesinin ve muhacir mahallesinin topaç imalatçısı idi.

Ama hakkı ustanın topaçlarına pek uymadı yaptıkları!..

 

Şimdiki çocuklara bunları anlatsak bir şey anlamayacakları gayet doğal; Sokak oyunu pek bilmezler! En küçüğü bile geçim derdinde.. Kaldı ki :oyun oynayacakları ne parklar var nede oyun alanları?..

(Merhum) Mehmet Kula’nın 

 

kaleminden  alınmıştır

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
masal tatındaydı çocukluğumuz
hazım emir 2015-11-18 11:31:53
MASAL TADINDAYDI ÇOCUKLUĞUMUZ

Hep beraber büyüdük birkaç yaş küçüklerimizle ve büyüklerimizle.
Tozlu çatlak ellerimiz,
Yalın ayaklarımız,
Yara bere sağımız solumuz,
Çoğumuzun temreğileri vardı.

Çobandeğneklerimiz,
Çıngıraklarımız oldu.
Gün oldu okul önlüklerimiz,
Ablalarımızdan, abilerimizden arta kalan kopuk saplı bez çantalarımız,
Kıvrık yapraklı defterlerimiz,
Kapsız, ama rengârenk resimli güzel kitaplarımız oldu.

Saklambaçlarımız,
Dokuztaşlarımız,
Bilyelerimiz,
Sapan taşlarımız.
Güzel kızaklarımız yoktu ama karda kaymak için,
Renk renk naylon ayakkabılarımız oldu.

Aniden büyüdük; birşeyleri yaşayamadık,
Belki de hayatın en güzeliydi yaşadığımız,

Aramaz olduk taştan/tahtadan atlarımızı,
Teneke kutulardan arabalarımızı,

Ve kendi yarattığımız küçük dünyamız kayboluverdi.
Bir başka dünya kuruldu yine içimizde,
Ama başkaları doldurdu içini.
Bir gün baktık ki sevdalarımızda var;
Koşar olduk birşeylerin peşinden, bilmeden neyi aradığımızı.
Ve ayrılıklarımız oldu
Hazım EMİR

Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA