Ölenle Ölünmez Ki


Bu makale 2015-10-27 05:41:12 eklenmiş ve 913 kez görüntülenmiştir.
Emre Ece

Trajedileri yazmak çok zor. Bir de trajediniz bitmemiş, olaylar silsilesi günden güne devam ediyorsa. Yeni görüntüler, yeni kayıtlar, bilgiler geldikçe hayatın acılığı artıyorsa ne yapmalıyız? Kulaklarımızı mı tıkayalım, gözlerimizi mi kapatalım? Sağırlık, körlük, duymamazlık, görmemezlik dindirir mi acıları? Ya da gerçekten içimiz acıyor mu bizim? Kaçımız ağladı! Sen ağladın mı mübarek? Sen hiç gerçekten ağladın mı? En son ne zaman ağladın? Otur bir ağla hele, illa yaş akacak, göz dolacak değil ya! Ağlama sebebin de göçük altında giden canlar için olmasın sadece, kendin için ağla. Bu hayatta kaybolmuş kendin için. Ne devletin, ne yeni evlendiğin eşinin, ne onun karnındaki çocuğunun seni hayatta tutamayacağı için ağla. Seni hayatta tutan şeyin aslında, mutlak bir irade olduğunu bil. Bilemediğini anlayarak, hayıflandıklarını hatırlayarak ağla. 

Gidenler, bizler onlar hiç gitmemiş gibi yapınca keşke geri gelse. Böylece yaşamasını istemediğimiz bütün Firavunları, düşüncelerimizle cehennemin dibine gönderebilir, bundan da hiç gocunmazdık. Maalesef bu yeti bize bahşedilmemiş, yapabildiğimiz tek şey dua etmek. O sebeple, dualarımızın içeriği ile sorgulanacağımıza olan inancım günden güne kuvvetleniyor. Bir halta yaramayan nesiller olarak, neye nasıl dua ettiğimize göre niyetlerimiz belli olacak ve günah-sevap hanemiz böyle dolacak sanki. 

Misal, bir insanın asgari ücret ile geçinmeye çalışırken başka bir insanın bilmem ne kadarlık saat alabilmesini sorgulamak bize bir şey katacak mı? Almasını demiyorum dikkat ederseniz, alabilmesini. Yani, bu iradeyi oluşturan şartların olduğu bir toplumda yaşamak, bizi rahatsız etmiyorsa, sahi bizi ne rahatsız edebilir? Bizi, yani insanları, hepimizi, siyasetçisi, halkı demiyorum. Herkesi, rahatsız edecek nedir? Midemizi ne bulandırır? Bir şey bize dokunmadan, bizi rahatsız edemez mi? 

Zıddını düşünelim bir saniye. Bizi ne mutlu eder? Yeni bir ev? Yeni bir araba? Kariyer? Para? Bunlar mı geldi aklınıza. O zaman bunların yokluğu da bizim midemizi bulandırır, yani rahatsız eder diyebiliriz basitçe. İşte bu yüzden iki yüz kişinin ölümü midemizi bulandırmayabilir pek ala. Ya da bizi gerçekten ağlatmayabilir. Ya da isyan ettirmeyebilir, ya da sorgulatmayabilir. Başta yazdığım gibi bir kişinin asgari ücretle yaşayıp, başka bir kesimin de lüks hayat içinde yaşaması da pek ala sizin insanlık onurunuzu zedelemez. Çünkü helal para kazanmışsa sorun yoktur, mesela bir milletvekili ya da bakan yasalarca belirlenen parayı aldığında, parası helaldir. Mi? Bunu düşünelim biraz. Helal nedir, haram nedir? Bizi ne mutlu eder? Bizi ne rahatsız eder? Neleri sorguluyoruz? Bunalmayın hemen. Neredeyiz, nereye gidiyoruz, hangi taraftayız? Lüks içinde yaşamak isteyen tarafta mı? Yasalarca belirlenmiş en yüksek maaşınızın hayalini mi kuruyorsunuz yoksa? Kusura bakmayın, birbirimizden pek bir farkımız yok o zaman, ağlayarak vaktinizi heba etmeyin. Hem ölenle de ölünmez ki. Bir mezar taşı yazısı olarak: 

Ya gel, öl ve git; 

Ya git, öl ve gel. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



SU













« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA