Sayılar içinde Neleri Kaybediyoruz?


Bu makale 2015-10-23 20:33:07 eklenmiş ve 784 kez görüntülenmiştir.
Emre Ece

Sürekli sayılar geliyor gözümün önüne. Yanına sonradan eklenmiş gibi duran, sırıtan kelimelerde ve işaretlerde bir şirin görünme çabası var. 17 Aralık. 17 ve Aralık. Nedir 17 Aralık’ı 16 Aralık’tan ayıran? Ya da ayın 17’sinde ne olmuştur da 18 Aralık, 16 Aralık’tan farklı bir gün oluvermiştir. İçeriğe girip de çamura batmaya hiç niyetim yok. “Görünen köy, uzakta değildir.” Her şey(?) de ayan beyan ortada. Ya da ortaya saçıldı. 

Şimdi burada “3-5 kuruş” hesabı yapacak değilim, nitekim para da devletin değil imiş(?). Benim asıl değinmek istediğim, “17 Aralık”, “3-5 kuruş” “Türksat 4A” bütün bunlarda sayılara, milyonlara, uzaya bakarken, neyi kaçırıyoruz? 

Ev ararken önce oda sayısına bakarız. 

“Aman 3+1 olsun.”, 

“1+1 olsun tek kalacağım.” 

Bunları hep işitiyoruz fakat şunları diyeni hiç duydunuz mu? 

“Ben karanlık evde oturamam.” 

“Önü açık olmayan ev beni boğar.” 

“Komşularım iyi olsun da.” 

Çok azdır bunları söyleyen, düşünen. Hemen sayılara yöneliyoruz. Oda sayısına, metrekaresine. Fakat küçük ama önü açık bir ev, kocaman mahzenden daha nitelikli değil midir? 

Devlet bir alım mı yapacak, önce sayı açıklanır: “Şu kadar öğretmen alınacak.”, “Şu kadar memur alınacak.” İlk açıklanan yine sayıdır, nitelikler –ki bunlar devlet alımlarında, genel ayırt edici nitelikler değildir ve standarttır- daha sonra ilan edilir. İlan detaylarında şu yer alır:“Falanca fakülte mezunu olan, şu sınavda şu kadar puan almış kişiler başvuracak ve puanlarına göre sıralanacaktır.” 

Yine mi niteliğe bakamadık? Bakamadık. Niceliklerin girdabından kurtulup, yeni nesilleri şekillendirecek öğretmenlerin niteliklerine bakamadık. 

Ya da devlette çalışmak isteyen bir mühendisin, KPSS’de mühendislikle alakasız soruları çözüp, yine bir yarış atı mantığı ile “birinciliğe” oynaması gerekecek. Birincilik. Yani yine nitelik değil nicelik. Sıralama. Sayılar. 

Sayılar ile kurulmuş ve nitelikleri ezen, toplumdaki bireyleri niteliksiz hale getiren bu sistemi, adaletli bir sistem olarak görebiliriz belki. Fakat adaleti sağlayacağız diye, sayılar bizi kalıplara basıyor, farkında değiliz. 

İşte tam bu noktada kendisini “KPSS’de şu sıralamadayım”, “YDS’de 70 almalıyım.” diyerek, yani yine bir sayıyla ifade etmeye zorunlu bırakılmış bireyler, sırıtıyor toplumuzda. Nereye koyarsak sırıtıyorlar. Görevlerinin hakkını veremiyorlar. Ya buna imkan yok, ya da nitelikleri yok. Çünkü o kendi niteliği ile değil, sırf diğer adayların arasından sıyrılabildiği için orada. Sıyrılmaya odaklanmış bu bireylerden, yolsuzluklara karşı duyarlılık, sandıkta cevap verme davranışlarını beklemek abes geliyor. Ona göre iktidar zaten birincidir ve birinciler, niteliğine bakılmaksızın, takdiri hak etmiştir. Neden başkası değil de o birinci olmuştur? Çünkü o hak etmiştir, sıyrılabilmiştir. 

Kendisi de bir gün birinci olacaktır, öyle umar. Ya da birincilerin kulübüne girecektir. Niteliklilerin değil, nicellerin, sayıca çok olanların, birincilerin otağı ona, kazananların ülkesidir. 

Sayıların birliğini, egemenliğini yıkacak; niteliği bize tekrar hatırlatacak bir sahne! Tarkovski’nin Nostalghia’sından: “1+1=1” 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



SU













« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA