Ödeşmek


Bu makale 2015-10-22 05:28:54 eklenmiş ve 825 kez görüntülenmiştir.
Emre Ece

Hızından şüphe duyulmayacak şekilde ses çıkartarak giden aracımız kenarı mucurlu yolda durdu. Siyah saçlara sahip olduğu zamanlardan beri yaptığı espriyi tekrarlayan babam, bu sefer eyleme geçmiş, yol kenarındaki bağa girip üzümlerden yemeye karar vermişti. Arabadan iniyoruz, ablamda ve annemde heyecanla karışık şaşkınlık olsa da ben ağır adımlarla arkalarından gidiyor, yolun karşısında üçünü aynı kareye alabileceğim anı kolluyorum. Etrafına baktıktan sonra babam yolun karşısına geçiyor, arkasında annem, onun arkasında da ablam bağa doğru ilerliyorlar. Annemin toprakları olduğundan mıdır, babam duraksıyorve annem sırayı bozarak öne geçiyor. Abla ise yine bir hınzırlık peşinde koştuğundan emin olduğu kardeşine dönerek bakıyor. Tam o anda bastım fotoğraf çekme tuşuna. Dijitalliğin getirmeyi unuttuğu güzelliklerden olan “Şık şık!” sesini duymasam da bağ hırsızlarını fotoğraflamanın hazzı parmağımdan ilerleyip beynime kaydoluyor. 

Artık arkalarından gidebilirim. Bağın sahibi geldiğinde, fotoğrafı gösterip kendimi aklayacak, onların üzüm avcısı olduğunu gösterecek bir kare elimde. Şaka bir yana uzunca bir zamandır bağa girmeyen ben, şimdi önümdeki aile fertlerinin hislerini anlayarak hızlı adımlarla yolu geçtim. Toprak, tarladan çok farklı, sanki sahilin üzerinde yürüyorsunuz ama sahildeki kumlar sonsuz suyla nemlendirilmiş gibi. Eğilip toprağa değiyorum, parçalanıyor. Bağ toprağı işte! Ne bekliyordunuz efendim? Bizimkilerin sabrının sonu olduğundan bahsetmedim sanırım. Toprak gibi bir düşünceleri olmadığını düşünüyorum çünkü gözlerine kestirdikleri üzümün başındalar. Önce kopararak tadına bakıyorlar ardından siyah poşete üzüm koyuyorlar. 

Anlamadığım olaylardan biri de bu siyah poşetler. Bira, rakı ve şarap şişelerinin konulduğu bu poşetler tüm ayıpları örtecek edasına sahip nesneler zihnimde. Siyah poşete koy! Şimdi de bizim üzüm çocukluğumuzu siyah poşete koyuyoruz. Ham madde üzüm de, son ürün şarap da siyah poşete konulabiliyor, bunda bir beis görmüyoruz. Üzümler artık hazır. Hepimizin yüzünde belli belirsiz bir tebessüm var. Üzümden kaynaklanıyor olamaz çünkü henüz çok az yedik. Üçümüz arabaya doğru yönelirken babam, eliyle gönül terazisinde tarttığı ağırlığı, üzümlerin zihnindeki birim fiyatıyla çarparak bozuk paraları bir poşete sarıyor. Anlıyoruz ki çocukluğumuzun bedelini bir yere koymanın peşinde. Bağın sahibi geldiğinde bu yaramazlığı ve parayı gördüğünde muhtemelen gülecek bundan eminim ama yine de içinde ne kadar para olduğunu bilmediğim bu poşeti bağlayabileceğimiz bir dal arıyorum. Zihnimde beliren bir kelime var: “Ödeşmek”. Neden ödemek değil de ödeşmek beliriyor? Ödeşmekte karşılıklı bir eylem var, bedel ödemede işteşlik. Ödeşmek… Sanırım son günlerde tüm insanlığın bir hesap üzerinde hareketlerini yaptığı fikrini tartmamdan dolayı ödeşmek, ödemenin bir adım ödesine geçmiş. 

İşte bu! Adeta para bağlamak için uzamış bir dal. Dikkatsiz olduğunuzda gözünüze batabilecek konumda; parayı taşıyabileceğine olan inancımız da tam. Sonuçta canlı bir varlığın organı, zarar görmemeli. Böyle şeylere dikkat etmelisiniz sayın modern insanlar. Yalnız benim mizahla karışık bir korkum daha var. O da içinde para olan bu poşeti dalda görenlerin, ağacı bir dilek ağacı sanıp beyaz çaputlarla bir geline benzetmeleri. Sanırım bu ağaç için, bir dalının paradan dolayı eğilmesinden daha büyük bir bela olacak. Ama çok küçük bir ihtimal. 

Bu düşüncelerden çok uzakta olan üç kişi arabaya doğru ilerlemeye başlarken, ben düşük ihtimaldeki saçmalıklara gülerek arkalarından gidiyor, ara ara da sesli düşünerek babamın ve ablamın sabrını zorluyorum. Arabaya binerken, sıcağın neden olduğu eve vararak serinleme isteği yüzünden, karşıdan gelen aracın tanıdık çıkmaması için dua etmeyi de eksik etmiyorum. 

Küçük bir yerleşim yerindeki yüksek ihtimallerden biri gerçekleşiyor ve annemin tanıdığı tanıdıklarla koyu bir sohbet başlıyor. Onlar da sahibi oldukları bağa gelmişler ve üzüm toplayacaklarmış. Biz de hikâyemizi anlatmaktan geri durmuyoruz, dala bağladığımız paradan bile bahsedecek samimiyete eriştiğimizde, hava yavaştan kararmaya başlıyor. Bağdan topladığımızın birkaç katı üzümü ve bundan sonraki “bağ bozumlarımız” için izin veriyorlar. Arabalarına para bağlamamız da gerekmiyor üstelik! Elde ettiğimiz ganimetlerle, bağlara, bahçelere ve en önemlisi kimseye ilişmeden dedemin “hayat” içindeki evine doğru yola koyuluyoruz tekrardan. Bugün ramazan bayramının ikinci günü ve bayramı şeker, şeker bayramını şen edecek bir hatıramız var Tuzlukçu’da.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



SU













« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA