Tepkisel Milliyetçilikten Kurtulmak


Bu makale 2015-10-20 05:20:50 eklenmiş ve 754 kez görüntülenmiştir.
Emre Ece

Türkler’de milliyetçilik anlayışı, Osmanlı devletinin yıkılma evresinde toprağa tohumu atılmış ve Ziya Gökalp, Yusuf Akçura, Zeki Velidi Togan, Mehmet Akif Ersoy gibi aydınların katkılarıyla topraktan gövdesini çıkartmıştır. İmparatorluğun yıkıldığını gören Türk aydınları mandacılığı kabul etmenin veyahut milli mücadeleyi bırakmanın Türk milletine getireceği zararı hesap edip Türk merkezli bir devlet kurma fikrini ortaya attılar. Bilindiği üzere Mustafa Kemal önderliğinde yeni bir Türk devleti, Türkiye kuruldu. Bu süreçte doğan Türk milliyetçiliği tepkisel değil, aksiyoner yani tarihe ve olaylara yön veren bir hareketti. 

Doğuşu sırasında fikir üreten, millete yön veren bu fikir akımı, Nihal Atsız ve bazı diğer Türkçüler etrafında cereyan eden ve faşizmi karşısına alan 3 Mayıs 1944 olaylarında da aksiyonerdi ve fakat yıllar geçtikçe tepkisel bir harekete dönüştü. Bunda ülkemizin bir Moskof iline dönüştürülmeye çalıştırılmasına mani olmak için yürütülen komunizmle mücadele hareketinin etkisi büyük. O zamanlarda milletin öz değerlerine sahip çıkmak isteyen bir hareket, şimdilerde gençlerin zihninde bir anti hareket olarak algılanıyor. 80’lerde Milliyetçi-Ülkücü olmak deyince zihinlerde anti-komünizm beliriyor. Aslında tam tanımıyla öz değerlere sahip çıkıp, onu gelecek saldırılara karşı muhafaza etmekti Milliyetçi olmak. Düşünün ki üniversitenizin kapısına şu slogan yazılıyor: “Muhammed’in Piçleri Giremez.”. 

Buna karşı mücadele elbette ki tepkisel olacaktır. Ama bu tepkisel mücadele hareketinizi dönüştürmemeli dahası tepki gösterilecek bir durum olmadığında hareketsiz kalmamalısınız. Gündemde oluşan maddelere ne diyeceğim diye düşünmek yerine, bugün gündeme hangi konu başlığını sokmalıyım diye düşünmelisiniz. 

O zamanlar Komünizm fırtınasına karşı set olmaya çalışan Milliyetçiliğin, şimdiki azılı düşmanı, dış destekli ve Kürt merkezli bölücülük fikri. Bu yeni mücadelede özellikle son 8 yıldır, tepkisellik ve aksiyonerlik seçiminin en önemli zamanındayız. Milliyetçiler tepkisellikten kurtulamadığı için bölücülük karşısında mevzi kaybetmeye devam ediyor. Bir kaç örnekle bu mücadelede tepkiselliğin bize bir şey getirmediğine bakalım. 

Milliyetçiler şehit cenazelerinde boy gösterip slogan atmakla suçlanıyor. Şehit kanı üzerinden siyaset yapıyorlar deniyor. Bu eleştiriyi kabul etmek elbette mümkün değil fakat tepkiseliğin bize kattığı ne var? Bunu düşünmek lazım. Yani cenazede slogan atılsa terörle mücadeleye ne katkı sağlanacak ya da toplumda hangi uyanış gerçekleşecek? Bir şey katmayacak zira bunu her cenazede yapıyoruz. Şehit cenazesinde slogan atmak tepkisel bir milliyetçiliktir ama sınır boyundaki askere destek olmak için bir etkinlikte bulunmak aksiyoner bir milliyetçiliktir. Yahut terör suçlarının cezasının artırılması için yazılar yazmak, etkinlikler düzenlemek aksiyoner bir milliyetçiliktir. İdamın geri getirilmesi için referandum talep etmek aksiyoner bir milliyetçiliktir. 

Yakınlarda demokratik özerklik ilan etmişti DTK (Demokratik Toplum Kongresi) adı altındaki yapı. Bu ülkede şaşkınlıkla karşılandı ve milliyetçiler hazırlıksız yakalandığı bu süreci yine ürettiği argümanlarla tepkisel karşıladı. Halbuki bu ilan tahmin ediliyordu ama milliyetçiler yine olay patlak verdikten sonra tepkisel yazılar yazıp halkı “uyandırmaya” çalıştı. Kısacası yine tepkisel milliyetçilik yaptılar. Demokratik özerklik adı altındaki bölünme adımlarına karşı durabilecek cepheyi bir araya getirmek ve bunu millete ilan etmek aksiyoner bir milliyetçilikti vefakat yapılmadı. Tepkiyle karşıladığımız DTK’nın bu ilanını milletimizin büyük bir kısmı duymadan gündemden düştü. DTK’nın çirkin yüzünü millete göstermeye yetecek hamle de karavana olmuş oldu. 

Örneklerden de görüleceği üzere yaşanan süreçlere tepki vermenin yanında gündemde yer bulamadığımızı, gündemi değiştiremediğimizi kabul etmemiz gerekiyor. Bu öz eleştiri, hataların düzeltilmesi için ilk adımdır. Biz neden aksiyoner olamıyoruz ve sadece yaşanan süreçleri sadece eleştirmekle yetiniyoruz? Bu soruları daha çok sormalı ve çözümler aramalıyız ki bizim belirleyeceğimiz bir gündemimiz olsun. Aksiyoner bir hareketin sonunda atacağımız manşetleri söylemenin şimdilik lüzumu yok. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



SU













« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA