Ruhumuzu Kaybettik


Bu makale 2015-10-19 05:05:21 eklenmiş ve 1467 kez görüntülenmiştir.
Emre Ece

Merhum Galip Erdem yeni bir dergide, gazetede yazmaya başlarken hep böyle başlarmış ilk yazısına “Bu köşede belki inandığım bütün doğruları yazamayacağım, ama mutlaka doğruları yazacağım.” Ben de Galip Ağabeyimizi, vefatının seneyi devriyesinde anarak saygıyla ve sevgiyle başlıyorum yazıma. 

Son birkaç yıldır ülkemizde milli üniter devleti tehdit eden birçok olay meydana geldi. Önce bağımsız devlet isteyen terör örgütü evrildi ve demokratik özerklik istemeye başladı. Terör örgütü, siyasi uzantısı, “sivil” toplum örgütleri, bu isteğe gidecek yolun parke taşlarını döşemek için de elinden geleni ardına koymadılar. Öyle olaylar meydana geldi, “olmaz, yapamazsınız, karşı dururuz” dediğimiz şeyler yapıldı ki, inandırıcılığımızı, kendimize olan inancı kaybettik. Yeniliyorduk… Milli düşünceye sahip herkes aynı soruyu sormaya başladı: “Neden?”. Cemil Meriç’in şu sözlerini çok önemsiyorum bu soruyu duyduğumda: 

“Hangi Türk aydınına biz neyi kaybettik diye sorarsanız, Topraklarımızı kaybettik cevabını alırsınız. Fakat aynı soruya Cemil Meriç’in vereceği cevap şudur: “Türkiye Ruhunu kaybetti. Toprak mı? En değersiz şeyimizdir belki de! Belki de en değersiz şeyimizi kaybedince her şeyimizi kaybettiğimizi anladık.” (Bu Ülke, Cemil Meriç) 

Evet, ruhumuzu kaybettik. Ruhumuzu inandırıldığımız yalanlarla kaybettik. Önce milletim, sonra ben diyenler gitti, önce ben sonra milletim diyen insanlar geldi. Sorumluluk hissiyatına sahipler meydanlardan çekildi, azgınlıklarını hak talebi olarak sunan insanların avazları doldurdu meydanlarımızı. Halide Edip’in “Hürriyet!” nutukları attığı meydanlarımızda, Türklüğe, Türk devletine en ağır hakaretler yapıldı. 

Biz, milli üniter devleti savunan insanlar, tek devlet, tek millet, tek dil, bölünmez bütünlük anlayışını toplumun genel görüşü olarak algılıyorken; şimdilerde bu sözler faşistlik yahut kafatasçılık olarak algılatılmaya başlandı. Bunun olmasında, Türkiye’nin milli üniter yapısının bozulmasını isteyen çevrelerce fonlanan medyanın etkisi büyük oldu. Televizyonlardaki tartışma programlarında şöyle yorumlar yapılmaya başlandı: “Yaptırdığımız araştırmalarda, halkın %52’si Kürtçe savunmaya karşı değil.” Bunun öyle kuyruklu bir yalan olduğu ortadaydı ki, ancak %52 rakamını koyabiliyorlardı araştırma sonucuna. Milletimizin kafası bu yalan araştırmalarla karıştırılırken, tartışma programlarındaki yorumcular da aynı eksende yorumlarına başlıyorlar ve bizler sinirle şunları söylüyorduk: “Bizim milletimiz duyarsız arkadaş, ne haliniz varsa görün. Müstahak!”. İşte süreç hep böyle işletildi. 

İstedikleri düzenin yerleştirilmesi için bir yalan uyduruluyordu ve bu yalana inanmamız için medya kanalıyla “Millet’e sorduk, size ne oluyor?” deniyordu. Sonuç olarak milliyetçi camia süreçlerden uzaklaştırıldı. Milliyetçiler de küskün bir psikoloji ile bir köşeye çekilmeye başladı. 

Böyle böyle bu günlere kadar geldik. Birçok mevzi geçildi, durum artık çok vahimdir. İki dilli bir ülkeye adım adım yaklaşmaktayız ve anayasadan Türklüğün silinmesi plan dâhilindedir, vatandaşlık tanımı, değiştirilemez ilk üç madde, egemenliğin Türk milletine ait olması savunulması gereken son mevzilerimizdir. 

Bu mevzilerin geçilmemesi için, demokratik hareket etmek kaydıyla ne yapılması gerekiyorsa yapılmalıdır. Provokasyon yapmayın denilemez, bizatihi yapılanların kendisi provokasyondur. Türk milletini kışkırtmaktadır. Bizim milli sorumluluk anlayışımız demokrasiye ters değildir, yakıp yıkmaktan bahsetmez. Zira bizim milliyetçiliğimizin temel alındığı Türk tarihi, demokrasiye ve insan haklarına aykırı değildir. 

Öfkesi her geçen gün kabaran Türk milleti, yerel seçimlere kadar meydanlarda ses vermeli ve “Ben buradayım!” demelidir. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin ve devletimizin elini güçlendirecek sesi meydanlardan duyurmalı, milli devletten, üniter yapıdan taraf olduğunu ilan etmelidir. İlan da ancak tek bir merkezden yapılabilir: “Milliyetçi Hareket’ten”. Bu ilan yapılmazsa eğer ruhumuzdan fazlasını kaybedeceğiz. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
güzel tespitler
Abdullah 2015-10-19 18:07:25
yazar gerçekten güzel tespitlerde bulunmuş, vatandaşların tekrar Türk ve müslüman ruhuna dönmesi gerekmekte.
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...



SU













« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA