EKMEKÇİ SÜLEYMAN USTA


Bu makale 2015-09-18 05:39:07 eklenmiş ve 4384 kez görüntülenmiştir.
Mehmet Güleray

1887 Yalvaç Örkenes’te doğmuştur.

14.11.1969’da 82 yaşında Akşehir’de vefat etmiştir.

Süleyman Usta “Örkenesten,, Akşehir’e iş aramak için gelir. İri yapılıdır, çok gençtir. Akşehir’in eski Yoğurt Pazarında, Ömer Usta (Akşehir’in ilk ekmekçisi) fırınına uğrar, iş ister. Ömer Usta bu kuvvetli ve iri delikanlıyı hemen işe alır. Süleyman var gücüyle çalışmaya başlar. Hatta kuvvetli olduğundan diğer esnaflara da yardımcı olur. (Kaldıramadıkları yükleri, para kasalarını) hatır için taşır. Ve esnaflar arasında çok sevilir. Ömer Ağa bu genci kaçırmak istemez. Kızını (Akkız) Süleyman’a verir. Köyceğiz’e yerleşir. Hergün yürüyerek gider, gelir işine… Ömer usta bir dönem Yunak havalisinden un için yatırım yapmak için buğday toplar. Hamitlere ait binanın altında olan ambarlara doldurur. İyi bir servet harcamıştır. Akşehir’in bol yağmurlu bir gününde ambarları su basar, bütün mahsul telef olmuştur. Üzüntüsünden hasta olur ve vefat eder. Ustasının ölümünden sonra fırının başına geçen Süleyman soyadını “Başekmekçi,, olarak tescil ettirir. En büyük özelliği kısa kollu göynek, boynunda buldan mendili cepkeniyle yaz-kış gezerdi. Ben onun hakkında duyduklarımı -2 evladı kızı Havva ve oğlu Mustafa- yazdım.

Rahmetli Mehmet Kula abimin 1991’de Pervasız’da yazdığından ve onun dilinden alıntıdır aşağıdaki yazı. 

“Rahmetli; kimimize göre, Süleyman Usta, kimisine göre Süleyman Ağa, ama biz çocuk veya gençlere göre ise “Süleyman Emmi,, idi.

Geçmişin, Akşehirlilerin popüler, orijinal ve kendine has konumu ile ortak bir sima idi. Allah’ın rahmetine kavuşalı yıllar oldu ama onu tanıyanların zihinlerinden hiç silinmediği gibi daima yadediliyor.

Ekmekçiliğin ve fırıncılığın, piri-üstadı ve adeta simgesi idi.

Rahmetliyi şöyle tanımlayalım.

1.85 boyunda hayat ve canlılık ifade eden heybetli bir Süleyman Usta.. Evci Köyceğiz’de idi, fırını ise eski yoğurt pazarının şimdiki Kurtuluş fırınının altında idi.

Her gün erken saatte Köyceğiz’den iner, 5-6 ağızlık ekmeğini çıkarır ve ikindi üzeri temiz havalı Köyceğize dönerdi.

O’nun giyimi-kuşamı, yürüyüşü, hatta traşı bile başka idi. Başının üstü ustura ile kazınmış, sadece yanlarında saçlar bulunan tipik bir traş düşünün. 

O iri endamlı gövdesi ile buram buram Köyceğiz ve Nimet Baba kokan mis gibi havalı Köyceğiz deresinden şehre inişi olurdu ki… Sanki gemi geliyordu… Başka bir fötr şapka (çoğu zaman elde taşır), kışları palto bilmez, onun yerine sırtında yakası ve kol ağızları ipek kaytan ile çevrili siyah yün şayaktan yapılmış kısa kollu salta (cepken) onun altında beyaz alacadan yapılmış yakası yarım devrik mintanı (gömlek) ki, yakası kışın bile yana açık olurdu.

Belde ise ya beyaz yün uzun dolaklı kuşak veya lahuri yün kuşaksız gezmezdi. 

Pantolon yerine diz altına kadar iki tarafı (ağlı) kadı biçimi gene siyap yün şayaktan potur (şalvar-çakşır) çorapları ise diz kuyarı el örmesi beyaz kendinden nakışlı yün çoraplar ve nihayet onun altında ise arkası uzun konçlu sahteyan, kenarları çevrik yemenisi (ayakkabısı) ile şöyle bir portresini çiziverdik..

Sert ve kartal bakışlı, çakmak çakmak iri siyah gözleri ile bir otorite idi. Dudağının dip tarafına yerleştirdiği kalın tütün (sarma) sigarası ağzından hiç eksik olmazdı.

Yazları şayak saltası bir omuzda, diğer omuzda ise renkli patiskadan yapılmış koskoca çevresi (mendil) ile dimdik yürüyüşüyle Koskoca Süleyman Emmi’mizdi. Hele Akşehir tarihinde bir fotoğrafı var ki; sanki gençliğin devi imiş, burma bıyıklı, alfesinin püskülü üzerine sarılan hindiye denilen (ipek yaçmak) ile türlü alfesli Süleyman Ağa…

Omzuna boş çuvalı sarıp Parlakzade Hacı Mehmet Efendinin açıkta dönen değirmen taşını bir omuzlama ile dayanıp durduran Süleyman Emmi…

Bir merkep yükü odunu bir kucakta furunu atıveren, bir oturuşta bir oğlayı paklayıveren Adalı Halil tipli Süleyman Usta imiş…

Sanatına düşkünlüğünden soyadı bile BAŞEKMEKÇİ idi.

O zamanın kara değirmen unundan yapılmış mis gibi ekmeğinin kokusunu, tadını anlatmak çok zor. 

Onun tepsilerde pişirdiği kalın börekler, yağlı ekmekler, burmalı tahinli ekmekler, onunla hayal oldu gitti.

Ey Rahmetli Süleyman Usta, Süleymanağa, Süleyman Emmi nur içinde yat, toprağın bol olsun.

Şimdi senin zamanına göre her şey daha bol, daha çok ama senin gibi fırıncılık yapan yok.

Çünkü Süleyman Usta gibi Usta yok!...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA