ŞANLI TARİHİMİZDEN UNUTULMAMASI GEREKEN BİR SAYFA


Bu makale 2015-06-04 05:57:20 eklenmiş ve 2594 kez görüntülenmiştir.
Yrd.Doç.Dr. Kadir Öztaş

Kut’ül Ammare  (7 Aralık 1915 - 29 Nisan 1916) 

1.Dünya Savaşı’nda kazandığımız iki büyük zaferden birisi “Kut Zaferi”dir. Biz bu zaferi İngilizlere karşı kazandığımız için nedense pek anmayız, kutlamayız, adeta sistemli bir şekilde unutulmasını isteriz. İngilizler Çanakkale Savaşlarında yenildiklerine inanmazlar, başarılı değil derler. Sadece ordularının yenilmeyip geri çekildiğini iddia ederler.

Aslında; biz Çanakkale Zaferi’ni de unutacaktık, her şeyi unuttuğumuz gibi.  Anzaklar, bıkıp üşenmeden dünyanın öbür ucundan  her  25  Nisanda gelip zafer ayinleri yaptıkları için utandık da Çanakkale Zaferi, Çanakkale Şehitleri için bir şeyler yapmağa başladık. İngilizleri, Çanakkale’de ölen askerleri için ilk mezarlıklarını 1923 de, Fransızların 1926 da açtıklarını bilmeyiz. Biz,  ilk abidemizi 1950’lerin başlarında yapabildik, ilk şehitliğimizi 1986 da açtık. 

Kut’ül Ammare’de kazandığımız zaferi ise son birkaç yıla kadar hiç anmazdık. Biz unutkan insanlarız. Halil Paşa, soyadını “Kut” olarak almıştır. Selmanıpak’ta bulunan subayların bazıları da o zaferin anısını hep yaşamak istediğinden “Selmanıpak” soyadını aldılar.  Çünkü İngilizler Kut’ül Ammare’de tarihlerindeki en büyük mağlubiyetlerinden birini tatmışları. Nedense birileri için, “İngiliz Dostluğu” orada  “Bu vatan bizim !” diyerek ölen gençlerimizden çok daha kıymetli idi.

İngilizler’in “Mezopotamya Seferi” adı verdikleri Irak Cephe’si, Hindistan’ın Bombay şehrinden hareket eden, İngiliz ve Hintli birliklerden oluşan kuvvetlerin 15 Ekim 1914’te Bahreyn ve 21 Kasım 1914’te Basra Körfezi’ndeki Fav Yarımadası’ndan başlaya Irak Basra’yı işgali ile açıldı. Bu bölgede askeri gücü oldukça zayıf olan Osmanlı kuvvetleri işgale karşı direnemediler. Basra’yı geri almak üzere, Binbaşılıktan Yarbaylığa terfi ettirilen Süleyman Askerî Bey cephe komutanlığına atandı. 

Yerli Araplar ve gönüllülerden topladığı kuvvetlerle Şuayyibe’de İngilizlere karşı taarruza geçen Süleyman Bey,  3 gün süren savaşın sonucunda yenilgiye uğradı. Bu savaşta bacağından yaralanan Süleyman Askerî Bey, gözlerinin önünde kendi yetiştirdiği gencecik vatan evlatlarının  öldüğünü görüp, üzüntüden Bercisiye koruluğu yakınlarında intihar etti. 

Artık önemli bir direnişle karşılaşmayacağına inanan İngilizler, Basra vilayetindeki önemli stratejik mevkileri ele geçirerek buradaki durumlarını sağlamlaştırmayı ve Bağdat’a İlerlemeyi hedefliyorlardı. Gerçekten de fazla bir direnişle karşılaşmadan önce Kurna’yi daha sonra da Amare’yi  işgal ettiler. 

Ardından Kût’ül-Amare’ye hareket ettiler.  Albay Nurettin Bey tarafından olağanüstü azim ve kararlılıkla savunulan Kût’ül- Amare, savaş malzemesi eksikliği ve kuvvet yetersizliğinden fazla dayanamayarak 25 Eylül 1915’te düştü.  Küt’ül-Amare’nin  kaybedilmesi  İngilizler’i Bağdat’a oldukça yaklaştırmıştı, yolları üzerinde Mağlup Osmanlı kuvvetleri düzgün bir şekilde Selmanipak’a çekilerek burada bulunan hazır mevzilere yerleşip, savunma önlemleri aldılar. 

23 Kasım 1915’te Selmanipak’a taarruz eden İngilizler şiddetli bir direnişle karşılaştılar. İngilizler, Osmanlı kuvvetlerinin karşı taarruzu sonucu 4.500 kişi civarında kayıp vererek 25 Kasım’da Kût’ül-Amare’ye doğru çekildiler. Burada hızla sıkı bir kuşatma altına alındılar. 

KUT-ÜL AMARE ZAFERİ 

1914 sonlarında Irak’a asker çıkaran İngiliz ve Hint askerleri, General John Nixon ve General Charles Townshend komutasında 1915 sonbaharında Bağdat’a doğru yürüyüşe geçti. Albay Nureddin Bey ( Nureddin Paşa) 27 Eylül 1915’te İngilizleri Kut önünde karşıladı. İlk önce Bağdat’ın 30 km güneyine kadar çekilen Türk ordusu, İngilizleri püskürttü ve General Townshend etrafı Dicle nehri ile çevrili Kut yarımadasında kuşatıldı. Nureddin Bey’in yerine Irak komutanlığına getirilen 52. Tümen Komutanı Halil Paşa kumandasındaki kuşatmayı yarmak için Basra’daki İngiliz genel karargahının yaptığı üç taarruz da büyük kayıplar ve fiyaskoyla sonuçlandı. 

Kut-ül Amare’de İngiliz birliklerinin komutanı General Townshend de diğer dört general ile birlikte esir alınmıştı İngiltere, General Aylmer komutasındaki birliklerin başarısız olan birinci taarruzun ardından Irak cephe komutanı J. Nixon’ı azledip Percival Lake’i bu göreve getirdi; ancak yeni komutan da kuşatmadaki birliklerini kurtaramadı. Çaresiz kalan İngilizler, savaşa birlikte girdikleri Rusya’dan yardım istedi. O dönemde İran’ın Kirmenşah bölgesini işgal etmiş olan Rus kuvvetlerinin komutanı Baratov’un Kut üzerine yaptığı saldırı da sonuçsuz kaldı. 

Kurtuluş ümidi kalmayan, erzak ve cephane sıkıntısı çeken General Townshend, Halil Paşa’ya 26 Nisan’da mektup yazarak Kut’u teslim etmeye hazır olduklarını bildirdi. Halil Paşa ise birlik, silah ve cephaneleri teslim etmesi şartıyla istediği yere gidebileceği cevabını verdi. Townshend ise tüm silah ve cephanesini yok ettirerek 29 Nisan 1916’da teslim oldu. 

40 BİN KAYIP VERDİLER 

Yaklaşık 5 ay süren kuşatmanın ardından, 13 general, 481 subay ve 7 bini Hintli 13 bin 300 İngiliz askeri Türk birliklerine teslim oldu.  Tarihe Kut’ ül Amare zaferi olarak geçen savaşlar sırasında İngilizler 40 bin kayıp ve esir verirken Türk birlikleri ise 10 bin askerini kaybetti. 

Kut’ül Amare savaşı sırasında Türk birlikleri sınırlı sayıda uçakla önemli görevler yaptı. Keşif görevleri yapan Türk uçakları bir taraftan da düşman hedeflerini bombardıman etti. 26 Nisan 1916’da Kut’ül Amare’deki İngiliz kuvvetlerine erzak yardımına çalışan bir İngiliz uçağı da Türk avcı uçağı tarafından düşürüldü.

Halil Paşa zafer sonrası ordusuna yayınladığı bildirisinde şöyle demiştir: 

29 Nisan 1916 tarihli günlük ordu emri… 

ORDUMA ..!

Arslanlar!.. 

1- Bugün Türkler’e şerefü şan, İngilizlere kara meydan olan şu kızgın toprağın müşemmes semasında sühedamızın ruhları şadü handan pervaz ederken, ben de hepinizin pak alınlarından öperek cümlenizi tebrik ediyorum. 

2- Bize ikiyüz seneden beri tarihimizde okunmayan bir vakayı kaydettiren Cenab-ı Allah’a hamd-ü şükür eylerim. Allah’ın azametine bakınız ki, bin beş yüz senelik İngiliz Devleti’nin tarihine bu vakayı ilk defa yazdıran Türk süngüsü oldu. İki senedir devam eden Cihan harbi böyle parlak bir vaka daha göstermemiştir. 

3- Ordum gerek Kut karşısında ve gerekse Kut’u kurtarmaya gelen ordular karşısında 350 subay ve on bin neferini şehit vermiştir. Fakat buna mukabil bugün Kut’da 13 general, 481 subay ve 13.300 er teslim alıyorum. Bu teslim aldığımız orduyu kurtarmaya gelen İngiliz kuvvetleri de 30.000 zayiat vererek geri dönmüşlerdir. 

4- Şu iki farka bakınca cihanı hayretlere düşürecek kadar büyük bir fark görülür. Tarih bu vakayı yazmak için kelime bulmakta müşkülata uğrayacaktır. 

5- İşte Türk sebatının İngiliz inadını kırdığı birinci vakayı Çanakkale’de, ikinci vakayı burada görüyoruz. 

6- Yalnız süngü ve göğsümüzle kazandığımız bu zafer yeni tekemmül eden vaziyeti harbiyemiz karşısında muvaffakiyeti atiyemizin parlak bir başlangıcıdır. 

7- Bugüne KUT BAYRAMI namını veriyorum. Ordumun her ferdi, her sene bu günü tesit ederken şehitlerimize yasinler, tebarekeler, fatihalar okusunlar. Sühedamız, hayatı ulyatta, semevatta kızıl kanlarla pervaz ederken, gazilerimiz de atideki zaferlerimizle nigehban olsunlar. 

Mirliva Halil 

Altıncı Ordu Komutanı 

24 / 04 / 1916 

ALLAH ONLARDAN RAZI OLSUN; MEKANLARI CENNET, RUHLARI ŞAD OLSUN.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA