ÖĞRETMENLİK MESLEĞİ VE 16 MART


Bu makale 2015-03-16 06:31:13 eklenmiş ve 2823 kez görüntülenmiştir.
Vedat Ak

Türk toplumunun önemli ve mutlu günleri vardır. 16 Mart günü de, eğitim tarihimiz içinde, asla unutulmayack günlerden biridir.

16 Mart 1848 tarihinde, İstanbul Fatih semtinde DARÜL MUALLİMİN, bugünkü adıyla, Öğretmen Okulu açılmıştır. Darülmuallimin okulunun ilk öğrencileri medrese ağırlıklıydılar. Batı anlayıştan, sıradan, masadan, programdan mahrum olarak hizmete giren Darülmuallim’ler, o zamana kadar gelişi güzel yetiştirilen çocuk ve gençlerin, yetersiz hale gelen o zamanki kurumlardan kurtarılması ihtiyacının duyulması ve bu duruma son vererek bunların sistem ve prensiplerle programlı olarak yetiştirilmesi isteğinin ilk habercisidir.

İstanbul’da, 1848 tarihinde açılan Darülmuallimin zaman içinde, Türkiye’nin büyük illerinde, meşrutiyete kadar sayılarını arttırmıştır. Nitekim, 1876 yılında, yine İstanbul’da Darülmuallimat (Kız Öğretmen Okulu) açılmıştır.

1908 yılından sonra İstanbul Öğretmen Okulu’nun Müdürü Sâtı Beyin yönetiminde öğretmen okullarına yeni eğitim hareketleri, metotlarına yer verilmiştir. 

Cumhuriyete kadar ki dönemde, İstanbul Öğretmen Okulu, öğretmen yetiştirme konusunda gelişen eğitim çalışmalarında öncü olmuştur.

Ziya Gökalp, bu dönemde öğretmen konusunda şöyle demektedir: “Bir memlekette öğretmen sınıfına değer verilmezse ilimde haizi kıymet ifade etmez. Öğretmenleri yükseltmek isterseniz öğretmenliği yükseltiniz...”

167 yıllık geçmişi olan öğretmenlik mesleği, eğitim meşalesini hep yüksekte tutmuştur. Bugün 800.000 öğretmen; 18 milyon öğrencinin eğitim ve öğretiminin sorumluluğunu taşımaktadır. Öğretmenler, genç ve çocukları toplum yapısına uygun, çağdaş, pedagojik esaslar çerçevesinde, laik, insan haklarına saygılı, araştıran, ezberden uzak, hoşgörülü, modern teknik ve metotları kazanmış olarak yetiştirmektedirler.

16 Mart 1848’de başlayan öğretmenlik çalışmaları; bilimsel, pedagojik esaslar ağırlığındaki çalışmalarını Cumhuriyet döneminde geliştirmiştir. Hala da yeni eğitim sistemlerini aramaktadır. Türk Milli Eğitimi, başta Atatürk olmak üzere, tüm hükümet yetkililerinden tam destek almıştır.

1924 yılında Atatürk ve arkadaşları Türk eğitim sisteminin geleceği için yabancı uzmanlardan da yararlanmayı düşünmüş ve 1924 yılında, Columbia Üniversitesi’nden ünlü eğitimci Prof. Dr. John De§ey, Alman Prof. Kühne, 1927 yılında; Belçikalı eğitimci Omar Buyse gibi ünlü yabancı eğitimciler, Türkiye’ye davet edilmişler ve eğitim konusunda rapor hazırlatılmıştır.

Yine Cumhuriyetin ilk on yılında, yetenekli gençlerden, Avrupa ülkelerine öğrenim için gençler gönderilmiştir. Atatürk ve zamanın genç Milli Eğitim Bakanı Necati Bey bu konuda oldukça etkili olmuşlardır. Burada amaç, Türk Milli Eğitimini, çağdaş, bilim ve pedagojik esaslara dayalı güçlü kılmaktı. Yine o yıllarda okuma-yazma oranı çok düşük olan Türk Halkı için Millet Mektepleri açılmıştır. Millet Mektepleri; öğleden önce 12-16 yaş; öğleden sonra 16-45 yaşındakilerin okuma-yazma etkinliğini sağlamıştır.

Söz buraya gelmişken eğitim öğretim çalışmalarında görülen etkinliklerin kronolojik olarak belirtilmesinde yarar görmüyorum. Çünkü genç öğretmenlerin 16 Mart gününün son 10-15 yıldan bu yanha, hemen hemen hiç anılmadığı halini görüyor. Oysa eski Akşehirliler hatırlarlar, 16 Mart’larda, Akşehir Öğretmen Okulu’nun, kutlama programlarında HALK dolar taşardı. Ne oldu da, coşkulu kutlamalar bitti. Belki, 24 Kasım var diyenler olabilir ama, 24 Kasım’da, 16 Mart’ta kutlansın.

1933 yılında Mesleki ve Teknik Öğretmen Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

1937’de askerliğini çavuş olarak yapan yetenekli gençlerden KÖY EĞİTMENLERİ yetiştirilmiştir.

1940’da, zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in gayretleri ile, KÖY ENSTİTÜLERİ açılmıştır. Bu okullar, 40 bin köyü olan ülkemizin 35 bininde okul bulunmaması nedeni ile köylere öğretmen ve okul açılması amacını taşımaktaydı. Türkiye, 21 Köy Enstitüsü ile okul ve öğretmen açığı kapatılmaya çalışılmıştır.  

1930’lu yılların başından itibaren zaman içinde, yetenekli öğrencilerin parasız yatılı okumalarına olanak sağlanmıştır. Yine 1927 yılından başlanarak kız ve erkek öğrencilerinin karma eğitim görmelerine başlanmış olup bu sistem, halen okullarımızda devam etmektedir. 

Bu konuda, daha çok rakamsal açıklama ve bilgilere gitmek istemiyorum. 

167 yıllık geçmişi olan öğretmenlik ve meslek çalışmaları sonucu Türkiye’mizde, 900 bine ulaşmış öğretmenimiz var bugün. Bu sayıya ulaşmak için 78 İlköğretmen Okulu 15 Eğitim Enstitüsü ve 3 Yüksek Öğretmen Okulu ve günümüzde de; Eğitim Fakülteleri ve Erkek-Kız Teknik Öğretmen Okulları hizmet vermişlerdir.

Öğretmen ve Öğretmenlik:

167 yıldır devam eden öğretmenliğin meslek haline gelişi Türk Öğretmeninin yurdumuzda geçirdiği ağır sınavlar, denemeler, olumlu hizmetlerin, davranışların ve çetin mücadelelerin sonucudur. 167 yıldır devam eden öğretmenlik mesleği, bu itibara, onura, eğitim meşalesinin daha güçlü yanmasına, bilimsel, pedagojik ve meslek aşkı ile gelmiştir. Türk öğretmenini layık olduğu bu mevkide tutmak ve meslek atmosferi içinde tutmak, geliştirmek maddi ve manevi  yönlerden gerekli tedbirleri almak insani, tarihi ve ulusal bir görevdir.

Tüm Türkiye’de bugün, her dereceli, okullarda, görev yapan öğretmenler, dünü, bugünü ve yarınını iyi değerlendirmelidir. Çünkü onların çalışmaları toplumun geleceğinin aydınlığıdır. Öğretmenler, insanlık mimari ve mühendisleridir. Onlar, en ücra yerlerde; çocuk ve gençleri çağdaş bilgi ve becerileri kazanmalarının rehberliğini yapmaktadırlar.

Akşehir Öğretmen Okulu:

Bu yazımı tamamlamadan önce benimde 13 yıl çalıştığım, Akşehir Öğretmen Okulu’ndan söz etmek isterim.

Akşehir Öğretmen Okulu 1955 yılında Afyon yolu üzerindeki askeri tesislerde (orası daha önce Maltepe Askeri Lisesi idi) 121 öğrenci ile açılmış ağırlığı parasız yatılı, kısmen de gündüzlü öğrenci ile başlamıştır. İlk müdürü değerli hocam Sezai Ergun’du. İlk zamanlar da 11 öğretmen vardı.

İlk öğretmenleri burada rahmet ve saygı ile anıyorum.

Akşehir Öğretmen Okulu, daha sonra 1965-66 yılında, Kerpiçlik Mevkii denilen yerde (bugün Selçuklu Lisesi’nin olduğu yerde) üç yıl süren inşaatla modern tesislere kavuşmuştur.

Bu okuldan çok değerli mezunlar verildi. Benim anımsadığım, 13 profesör var. Bunlar halen büyük ve saygın üniversitelerde çalışıyor.

Ne yazık ki, 1976 yılında okul kapatılmıştır. Oradan mezun 5 bine yakın öğretmen yetişmiştir.

Akşehir Öğretmen Okulu mezunları her yıl Türkiye turları düzenlemekte, bu toplantılar 18 yıldır devam etmektedir. Böylece elli yılı aşkın arkadaşlıklarını hasretini gidermektedirler.

Akşehir Öğretmen Okulu, 21 yıl, Akşehir’de sosyal, kültürel, sportif alanda halka çok şey kazandırmıştır.

16 Mart, öğretmen ve öğretmenlik mesleği için çok önemlidir. Ancak son 15-20 yıldan bu yana itibar kaybetmektedir. Bunları yazmak sayfalar sürer. Ne var ki, kısa kısa da olsa bunları yazmak isterim.

1- Öğretmenlerin maddi-manevi desteklenmesi gerekir.

2- Atamaların düzenli ve adilane yapılması gerekir.

3- Branş atamaları ciddi biçimde olmalıdır.

4- Herkesin sınıf öğretmeni olmasına asla, olanak verilmemelidir. İyi bilinmelidir ki sınıf öğretmenliği mesleğin asli ve önemli bir bölümüdür.

5- Meslek çalışmaları, sistemler uygulanırken çağdaş, pedagojik ve bilimsel esaslar, her zaman ön planda olmalıdır.

6- Öğretmenler, siyasi yönden kurtarılmalıdır.

7- Anadolu’nun ücra yerlerinde çalışan öğretmenleri çocukları üniversite sınavları sonucu büyük şehirlerdeki yurtlara öncelikli alınmalıdır.

Bu konularda, daha başka şeyler yazılabilir. Şimdilik yeter görüyorum.

SONUÇ: 

Öğretmenlik mesleği için dünya devletleri, ülkelerinde hep özel yasa ve ayrıcalıklı hükümler getirilmiştir. Örneğin İngiltere’de iki yıllık staj uygulaması, Hollanda’da deneyimli öğretmenlerin nezaretinde stajyer çalışması yaptırılmaktadır. Yurtdışı çalışmaları örnek olarak incelenebilir ama, bizim milli eğitimimiz, kendi ülkemiz için yeni ilke ve uygulamaları gerektirir. Yeni Milli Eğitim sistemleri içinde öğretmenlerin ön hazırlıkları, deneme okullaro çalışmaları üzerinde titizlikle durulmalıdır.

167 yıldır çalışan öğretmenler, önce vatan, sonra hizmet koşullarını eksiksiz yerine getirmeye çalışmışlar, bu uğurda çok şehit vermişler. Dört yıl önceki Van depreminde 52 öğretmen şehit olmuştur.

Son olarak diyorum ki, tüm çalışan öğretmenlere sağlık ve başarı, huzur diliyorum. 

Aramızdan ayrılanlara rahmet, emeklilerimize sağlıklı, ömürler diliyorum.

Nice 16 Mart’lara...

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Çok Değerli Öğretmenlerim!
Hasan Bakar 2015-03-19 17:07:59
Sizler, geleceğe yön veren,değerli öğretmenler yetiştirdiniz.Onların; belkide çoğu emekli oldu.Ama öğretmenlik ruhunu kaybetmedi.Saygı,sevgi ve pek çok değerleri hala yaşatmaktalar.Onların kıymetini,değerini bilelim.Yaşamakta olanlara sağlık,ölen eğitimcilere de rahmet diliyorum.
Değerli Öğretmenim!
Ahmet Özdemir(1959 Akşehir Ö.Okulu mezunu)16.03.2015 2015-03-17 12:42:11
Yazınızı zevkle okudum.Akşehirdeki öğrencilik yıllarımı anımsadım.Bizler üzerindeki etkiniz yadsınamaz.Sizin ve tüm öğretmenlerimizin verdikleri duygular sayesinde,aradan yıllar geçtiği halde bağlantılarımız devam ediyor.Bizler de 16 Martlarda bir araya geliyoruz.Sağolun varolun saygıdeğer öğretmenim.
Yaşasın öğretmenlerimiz!
Aykut Demirtaş (1964 Akşehir Ö.O.mezunu) 2015-03-16 10:28:16
Sayın Vedat Ak,merhum Naci Doğan Turan ve Sadık Karmış gibi öğretmenlerimizin Akşehir Öğretem Okulu'nda bize verdikleri eğitim ve vatan sevgisi sonucu hepimiz bü Ülke'ye yaralı olmaya çalıştık,çalışıyoruz.Vefat eden öğretmenlerimize Allah'tan rahmet ve yaşayanlara da uzun ömür dileriz.
Toplam 3 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...













« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA