Antalya ekibinin idarecisi ilgisizlikten dert yanmış. Benzer şikayetleri diğer ekipler de dile getirmişler tabi.
Bu konuda sorumluluk hepimizin. Sadece bir kaç kişiye faturayı çıkarmak kolaycılıktır, sorumluluktan kaçmaktır. Akşehir’i tanıtmak için bu bir fırsat idiyse hepimiz organize olabilmeli, misafirleri en üst düzeyde memnunlukla uğurlayabilmeliydik.
Fakat yine de belirtelim ki esas sorumlu, organizasyonda birinci derecede görevli olandır. “Eller ayakların çalışmasından memnun değilse sorumlu baştır” derler. Baş’a bağlı personel ve halk daha az mesuldur denebilir.
Folklor yarışmalarını takip eden hafta içinde bazı meslek odalarının ve sicil toplum örgütlerinin başkanlarıyla görüştüm. Hepsi de bize hiçbir şey söylenmedi, söylenseydi birlikte daha iyi misafir edebilirdik dediler. Hatta bir kurum yöneticisi kendi inisiyatifiyle yüzelli kadar misafiri ağırladığını, Ilgın kaplıcalarına kendi imkanlarıyla gönderdiğini söyledi.
Misafirlerimizin bir başka şikayeti pislik. Sokaklar çöpten geçilmiyor. Kağıt, naylon, izmarit aklınıza ne gelirse...
Buradan hareketle siyaset yaparak bir yerler taşlanabilir. Belediye çalışmıyor denebilir. “Yiğidi öldür ama hakkını teslim et” diye bir sözümüz var. Her gün, sabah namazıyla beraber temizlikçiler sokakları temizliyorlar. Öğrenciler, halk hareketleninceye kadar sokaklar temiz, saat 9-10’a doğru hareketlilik arttıkça çöplerde maalesef artıyor. Tiryaki izmaritlerini, boşalmış paketini, esnaf ürününü boşalttığı ambalaj paketlerini en ufakta çekinme ve utanma hissi duymadan sokağa atıyor. Cebine çekirdeği doldurmuş vatandaş kabuklarını saça saça gidiyor. Konu açıldığında da çok bilmişlik tavrıyla meseleye parmak basarız, suçluyu buluruz. Okullar çocukları iyi eğitmiyor der kendimizi kurtarırız. Hiç birimiz de bu yanlışlıkta benim suçum ne diye iğneyi kendimize batırmayız.
Yine de yanlış ta, doğru da başkan başlar. Hadis-i Şerif “Hepiniz çobansınız, sürünüzden mesulsünüz.”. İdareci personeline, öğretmen öğrencisine, imam cemaatine, başkan halkına etki edebilmeli, sahip olabilmeli. Ben söyledim görevimi yaptım, ben sokağı temizlettim görevimi yaptım denemez. Sokağın temiz kalmasının yöntemlerini aramalıdır başkan.
Akşehir’in sınıfta kalması sadece bugünün meselesi değil. Yıllar öncesinden gelen ihmal ve yanlış yönetimler Konya’nın üç büyük ilçesi Akşehir, Karaman, Ereğli idi. Karaman il oldu, Ereğli nüfusu yüzbini geçti. Akşehir ise her geçen gün nüfus kaybediyor. Ekonomi çarkları daha yavaş dönüyor. Bugün Ilgın, Beyşehir, Akşehir’i geçmek üzereler.
Geçenlerde Bursa’ya gitmiştim. İnegöl’den geçerken şaşkınlığımı yenemedim. Üniversite yıllarımda Akşehirle hemen hemen aynı nüfusa sahipken bugün İnegöl yüzaltmış bini geçmiş. Ekonomi de o derece canlı. Bazılarının İnegöl Marmara’da dediğini duyar gibiyim. Akşehir’in konumu, hinterlandı, büyük merkezleri bağlayan yol ağlarının yoğunluğu gelişmeye çok daha uygun. Galiba uygun olmayan insan faktörü. Nereden uydurulmuş, kim uydurmuş Nasreddin Hoca’nın fil fıkrasını bilmem. Beynimize, benliğimize işlemiş birlikte iş yapamama hastalığı. Dedim ya iğneyi kendimize acımadan batıralım. Her savunma, üretilecek her mazeret, yanlış gidişin devamı demektir.