PARKHAYAT’ta Bel Fıtığı Tedavisi


Özel PARKHAYAT Akşehir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Gökalp Karaarslan bel fıtığı tedavisinde gelinen en son tedavi yöntemlerini anlattı
Bu haber 2018-07-02 21:00:00 eklenmiş ve 532 kez görüntülenmiştir.
Op. Dr. Gökalp Karaarslan, konuyla ilgili aşağıdaki bilgileri verdi:
“Bel fıtığı toplumumuzda oldukça sık rastlanan ve oldukça ızdırap verici ve sonuçları ağır olabilen bir rahatsızlıktır. Bel fıtığı adı verilen durum sırt omurları arasında bulunan ve amacı vücuda binen yükün absorbe edilmesi ve omurgaya esneklik kazandırmayı sağlayan yastıkçıklar yani disklerin zaman içersinde bozulmasına bağlı olarak omuriliğin geçtiği kanal içine veya dışına doğru bombeleşmesi veya yırtılması sonucu oluşan klinik durumdur.  Oluşum nedenleri genellikle çok etkenlidir. Yani travmalar, düzensiz duruş pozisyonları, uygunsuz yapılan hareketler, yaşa bağlı ve bunun gibi bir çok faktör sayılabilmektedir. Genellikle 30-50 yaşları arasında daha fazla görülmekte fakat 20 yaşlarında ve 50 yaşın üzerinde de görülebilmektedir. Fıtık oluştuğunda kliniğini ağrıyla belli eder. Bu ağrı kalçalara, uyluklara, bacaklara yayılan ağrılardır. Ağrı başlamadan önce kalçada, uyluklarda uyuşukluklar karıncalanmalar oluşabilmektedir. Fıtığın ön belirtisi denebilecek ilk bulgu idrar yapma şekli ve alışkanlığında değişiklik olabilmektedir. Ağrı genellikle ızdırap verici bir durumdur. 
Bel ağrısın olması her zaman bel fıtığı lehine düşünülmemelidir. Çünkü bel ağrılarının ancak %1’inde bel fıtığı tespit edildiği de unutulmamalıdır. Bel fıtığı sonucu ortaya çıkan ağrıların en önemli özelliği kalçalara bacaklara yayılmasıdır. Bu ağrılar kişinin sosyal yaşamını etkileyen, psikolojik olarak sinirli hassas yapı kazanmasına neden olabilir. Ve bu olaylar hastanın kilo almasına ve tablonun daha da ağırlaşmasına neden olabilmektedir. Bel fıtığı kanal içine doğru uzandığında omuriliği baskı altına almaktadır. Ve bu baskı kendisini ağrı olarak göstermekte bu baskı zaman içersinde sinirde meydana getirdiği hasara bağlı olarak etkilediği sinirin kaslarında ve uyardığı bölgelerde kuvvet azalması ve fonksiyon kaybı meydana getirmektedir. Bel fıtıkları genelde bel bölgesindeki L4 ve L5 omurlar arasında veya L5-S1 omurlar arasında meydana gelmektedir. Fakat diğer bölgelerde de fıtıklar oluşabilmekte hatta birden fazla bölgede de fıtıklar oluşabilmektedir. Ve çıktığı bölgede yaptığı hasar boyutunda bulgular vermektedirler. Bel ağrılarının bir çok nedeni olabilir. Bel bölgesinde sadece disk dediğimiz yastıkçıklar bulunmamaktadır. Kaslar, kemikler, bağlar gibi o bölgeyi kuşatan yapılar vardır ve bel ağrılarının önemli bir kısmı mekanik bel ağrısı denilen ağrılar olduğu unutulmamalıdır. Fakat bel ağrısı ortaya çıktığında toplumumuzda en önemli endişe bel fıtığı olma korkusu ve bunun görüntüsel yöntemler ve MR gibi yöntemlerle teyit ettirme isteği ve arzusunda olunmasıdır. Bel ağrılarının %1 kısmı gibi oranının bel fıtığı olduğu düşünüldüğünde bel fıtığı olma oranının düşük olduğu görülebilir. Ayrıca bel fıtığının tayininde muayene çok önemlidir ve fıtığı ayırt etmede en önemli tanı aracıdır. Bel ağrısı ortaya çıktığında bacaklara yayılan ağrıların, uyuşma ve karıncalanmaların olmadığı durumlarda ve kuvvet kaybının olmadığı durumlarda bel fıtığından şüphelenilmemelidir. 
Ayrıca bel fıtığı bombeleşen fıtığın omuriliğe yaptığı baskı sonucunda bulgu vermektedir. ·Bel fıtıklarının tanısında muayene en önemli tanı aracıdır. Muayene sonucunda edinilen bulguların gerekliliğinde fıtığın büyüklüğünü etkilerini tespit etmek amacıyla Komputerize tomografi, MR, İlaçlı bel filmi gibi görüntüsel yöntemler kullanılmaktadır. İlaçlı bel filmi belden yapılan omuriliğin olduğu kanal içine ilaç verilme sonucunda baskı altında olan siniri tespit etmek amacıyla yapılan bir girişimsel yöntemdir. MR ın gelmesi bu yöntemin kullanılabilirliğini azaltsa da bazen gerekliliği mevcuttur. Bunun gerekli olup olmadığına hekim karar verir. ·Yapılan muayenede ve muayene sonuçlarını desteklemek için çekilen veya yapılan yöntemler sonucunda omuriliğe bası yapan bir fıtık tespit edilmişse uygulanacak tedavi kişiye, elde edilen muayene bulgularına, fıtığın büyüklüğüne, fıtığın kanal içindeki durumuna bağlı olarak değişmektedir. Ağrı yakınması olan fakat sosyal hayatını etkilemeyen, fıtığın lokalizasyonu ve yeri uygun olan ve kuvvet kaybı gelişmemiş hastalarda ilaç tedavisi ve Fizik tedavi uygulanması söz konusu olabilmektedir. Fakat şunun unutulmaması gerekmektedir. Zaman içersinde fıtığın ilerlemesine bağlı olarak ani olarak kliniğin birden kötüleşmesi ve ayakta ve bacakta kuvvet ve duyu kayıplarının ortaya çıkması muhtemeldir ve bu durum acilen operasyonu gerektiren ve tıpta caudo-equina sendromu denilen bir tablonun ortaya çıkmasına neden olabilir. Sosyal hayatı etkilenmiş, duyu, kuvvet ve refleks kaybı olan hastalarda cerrahi kaçınılmaz bir tedavi yöntemidir. Çünkü hiçbir medikal tedavi ve yöntem bu fıtığın geri alınmasına neden olmaz. Bel ağrısı olan hastaların maalesef ülkemizde başvurduğu yöntemlerden birisi tıbbi bakımdan eğil olmayan kişiler tarafından bel çektirme işlemi yaptırmalarıdır. Bu çabanın altında genelde çare arama duygusu yatmaktadır. Çare arama duygusu yeteri kadar bilgilendirilmemiş bir toplumun ürünüdür. Maalesef bel çektirme olayları karşısında istenmeyen ve daha karmaşık olaylar ortaya çıkabilmektedir. Çare aranırken doktorunuzun bilgi dahilinde ve önerileri doğrultusunda hareket edilmesi önemlidir. Cerrahi işlemden kaçarak alternatif tedavi metotlarının kullanılması, sonuçları ağır olan ve sonuçta cerrahi işlemi zorlaştıran ve cerrahi işlem sonucunda faydalanma oranını azaltabilecek bir durum oluşturabileceği de unutulmamalıdır. Fizik tedavi programlarının amacı bel ve karın kaslarının güçlendirilmesi ve gergin olan sinirlerin esneklik kabiliyetinin artırılmasıdır. Fakat yerinde ve zamanında yapılması gerekli olduğu unutulmamalıdır. 
Çünkü amacı kesinlikle oluşan fıtığın geri çekilmesinin sağlanmadığı bilinmelidir. Az derece fıtığı olan hastaların en önemli sorunu rahatsız edici ağrıların çeşitli pozisyonlarla ve hareketlerle ortaya çıkması ve ilerde gerçekten daha büyük fıtığa sahip olma ihtimallerinin sonuçta cerrahi tedaviye aday guruba girmeleridir. İşte bu gurupta olan hastaların ağrılarının hafifletilmesi ve fıtığın ilerlemesinin durdurulması amacıyla Fizik tedavi programları uygulanabilir. Fizik tedavi programları aynı zamanda ameliyattan önce kuvvet kaybı mevcut olan hastaların ameliyat sonrasında tekrar eski güçlerine gelmesi amacıyla kullanılmaktadır. 
Bel fıtığı tespit edildiğinde uygulanan çeşitli yöntemler mevcuttur. Bunlar Lazer ile diskin yok edilmesi, endoskopik yöntemlerle diskin çıkarılması ve açık ameliyattır. Sayılan ilk iki gurup hastanın gerek işlem sonrasında aktif hayata dönmesi gerekse işlem sonrası ortaya çıkabilecek yara enfeksiyonu komplikasyonların azaltılması bakımından avantajlı yöntemler olmasına rağmen önemli bir sorun bu işlemlerden sonra tekrarlayan fıtık olaylarının daha sık olarak görülebilmesi ve bu gurup işlem uygulanabilecek hastaların seçilmiş hastalar olmalarıdır. Yani tüm bel fıtığı hastalarına bu yöntemler uygulanamamaktadır Hastanın yaşı, klinik, kilo, omurganın mevcut durumu, fıtığın yerleşim bölgelerinin bu fıtık için uygun olabilmesi gereklidir. Açık cerrahi işlem ise fıtığın direkt olarak görülebilmesini ve tama yakın boşaltılmasını sağladığı için tekrarlama oranlarının az olması ile üstün bir yöntemdir. Keza bel fıtığı hastalarının en büyük korkusu yine aynı ağrıları çekme korkusudur ve bu durum psikolojilerini bozan bir durumdur. 
Cerrahi işlem sonrasında günümüzde hastalar 1. gün mobilize edilmektedir. Halk arasında cerrahi işleme yönelik bazı ön yargıların olduğu bir gerçektir. Bunlar kesin çözüm mü? Felç olma riski var mı? Ve ya fıtığım tekrarlarsa gibi. Gelişen beyin ve sinir cerrahi arkasına aldığı teknolojik gelişmeler sayesinde ameliyatlarında ortaya çıkabilecek sorunları en aza indirmeyi başarmıştır. Bel bölgesinde 5 tane fıtık bölgesinin olduğu düşünüldüğünde fıtık ameliyatı yapılmamış diğer disk bölgelerinde fıtığın çıkma olasılığı her zaman mevcuttur. Yapılacak olan ameliyatın sadece mevcut fıtık bölgesine yapıldığı ve diğer fıtıkları engellemediği bilinmelidir. Bütün ameliyatlarda sonra komplikasyonlar olma ihtimali olduğu gibi bel fıtığı ameliyatlarından sonra da komplikasyonları çıkma olasılığı olabilmektedir. Bunlardan birisi olan felç olma durumu teorik anlamda olabileceği düşünülebilen bir kavram olabilmesine karşın pratik anlamda oldukça nadir olabilen bir komplikasyondur. Bel fıtığı ameliyatlarından alınan faydanın durumu kişinin kliniği ile uyumlu bir durumdur. Kuvvet kayıpları şiddetli olmayan hastalarda ameliyattan faydalanma oranları oldukça yüksektir. Fakat uzun bir süre kuvvet kaybı olduğu halde ameliyat olmaktan kaçan hastalarda ortaya çıkmış tama yakın kuvvet kayıplarının kabul edilmesi gerekli bir şeydir ki düzelmesi zordur. Bu kuvvet kaybı ameliyatın başarısızlığını değil hastanın gerekli zamanda gerekli işlemi yaptırmadığının sonucudur. Toplumuzda yapılan hatalardan biriside yapılan işlemlerin başarı oranlarının değil başarısızlıklarının ortaya atılması fakat bunlardan bahsederken hastanın yapısı kliniğinin dikkate alınmamasıdır. Tıbbın amacının insanların yaşam kalitesini artırmak ve yaşamı kurtarmak için bilimi kullanmak olduğu unutulmamalıdır. Doktorlar bu bilgiyi sunan ve kullanan insanlardır. Cerrahi işlem sonrasında kalçada ve bacaklarda uyuşukluk ve karıncalanma kalabilmektedir. Bu gibi şikayetler genelde ameliyattan 6-12 ay sonra genelde kaybolmaktadır. Cerrahi işlemden birkaç ay sonra bazen ağrılarda tekrarlama olmaktadır. Bu tekrarlama fıtığın tekrarlamasından daha çok ameliyat sahasının iğleşmesi sırasında oluşan yapışıklıklardan kaynaklanmaktadır. Bu yapışıklıklar Fizik tedavi programları vasıtasıyla açılmaya çalışılmaktadır. Amaç o bölgedeki yapışıklılıkların esneklik yeteneğini artırılmasıdır. Ancak yapılan tüm çabalara rağmen şikayetler azalmıyorsa 2. Bir operasyon gerekebilmektedir. Ancak son zamanlarda ameliyat sırasında kullanılan bazı maddelerin bu yapışıklıkların oluşumunu azalttığı tespit edilmiş olup kullanılmaya başlanmıştır. Fıtık ameliyatından sonra daha önce ameliyat yapılmış sahada tekrar çok çok nadir olsa da fıtık tekrarlayabilir. Bunun nedeni daha önce yeteri kadar boşaltılamamış bir fıtık olabilir. Unutulmaması gereken bir durum bel fıtığı olgularının ameliyat sonrasında büyük oranda rahatlatıldığıdır. Bel fıtığı ameliyatı olmuş hastalar kendilerini korumak zorundadırlar. Ve çeşitli egzersizlerle karın ve bel kaslarını güçlendirmek, kilo almamak zorundadırlar. · Bel fıtığı ameliyat düzeyinde olmayan fakat ağrı çeken hastalarda kilo mevcutsa boyuna uygun kiloya inmeleri şikâyetlerinde %50 ye yakın rahatlama sağlayabileceği de unutulmamalıdır.
Bel ağrılarının tedavisinde PRP yöntemi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır. Izdırap verici yaşam kalitesini etkileyen ağrıları olan hastalarımız ve cerrahi tedavi için uygun olmayan hastalarımızda kullanımları mümkündür. Ve denenmesi gereken uygulamalardır.”
HABER MERKEZİ
ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Sağlık haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA