AKŞEHİR BİLDİRGESİ MADDE-5 GENÇLİK GELECEKTİR-1


-Bu yazı; gencecik yaşlarında vatan için toprağa düşmüş tüm Akşehirli Şehitlerimize ithaf edilmiştir.
Bu haber 2017-12-29 10:01:13 eklenmiş ve 2010 kez görüntülenmiştir.

 -Bu yazı; gencecik yaşlarında                 

vatan için toprağa düşmüş         

tüm Akşehirli Şehitlerimize 

ithaf edilmiştir.

 

 “Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm

Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi…”

 YUNUS EMRE

“Roman gibi derler ya; işte benim yaşamım da öyleydi. Daha 6 yaşındaydım Gölcük depreminde kaldığımda.Babam öldü ama beni sağ çıkardılar. Öldürmeyen Allah öldürmüyor Şüphesiz ki her şeyin en doğrusunu bilen Yüce Yaradan’ın benim için  de başka bir takdiri varmış. Büyüdüm uzman çavuş oldum. Dağ tepe bu vatanın bölünmez bütünlüğü için hainlerin peşine düştüm. Sizler evlerinizde rahat oturun, gece yataklarınızda rahat uyuyun diye.. Kar kış demeden operasyonlarda görev aldım. 14 Kasım 2017 günü Beytüşşebap ilçesindeki operasyonda kayalıklardan düşerek ağır yaralandım. Direndim bir hafta direndim. Sonunda 24 yaşında  şahadet şerbeti içmek nasip oldu. Şimdi benden önceki tüm Akşehirli şehit kardeşlerimle birlikte mertebelerin en güzelindeyim. Necip Fazıl’ın dediği gibi  

“Ölüm güzel şey,budur perde arkasından haber…

Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?..” 

Hele hele İstiklal Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’dan dinleyerek büyüdüğümüz o şiir:

“ Ey şehid oğlu şehid,isteme benden makber,

Sana ağuşunu(kucağını) açmış duruyor Peygamber.”

Lakin geride bıraktıklarımızı düşünmek fena koyuyor hepimize. Gözü yaşlı anam, bacım ne yaparlar şimdi? Analarımız, babalarımız, eşlerimiz, bacılarımız, yavuklularımız ve daha kokusuna doyamadığımız ciğerparelerimiz sizlere emanettir. Gözümüzü arkada bırakmayın. Son şehidiniz olarak hepsi adına tüm Akşehirli hemşerilerimize selam olsun.. Ve kim ki; bu millete bu vatana göz dikerse deyin ki onlara biz Aykut’lar bir ölürüz bin diriliriz. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun şiirini okuyun onlara:

“ Bu Anadolu var ya bu Anadolu                                                    

 Bu sapsarı sıtma bu masmavi gurur

Ne tosunlar doğurmuş ne tosunlar

 Bak daha neler doğurur…”

Ben ŞEHİT UZMAN ÇAVUŞ AYKUT KAZAR…”

 

“Baba tarafım Çakıroğlu sülalesindendi. Anne tarafım da, zamanının Nasreddin Hocası denilen nüktedan Yeşil Ahmet dedemin soyundan geliyordu. 1991 doğumluydum ve ailemin tek çocuğuydum. Anemin öğretmen olması nedeniyle ilkokulu Diyarbakır’da, ortaöğrenimi Almanya’da ve liseyi de Akşehir’de okudum. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü son sınıf öğrencisiydim. Akademisyen olmak istiyordum. Basketbolcuydum. Okul arkadaşımla nişanlıydım. Edebiyata düşkündüm. Ailem CHP kökeninden geliyordu ama ben MHP’li idim. Ülkücü idim. Ege Üniversitesi Ülkü Ocakları sorumlusuydum. Yani Reistim.. İdealisttim. Adını aldığım Fırat nehri kadar coşkundum. Güldüm mü gözlerimin içi gülerdi. Tuttuğunu koparan bir tabiatım vardı. 17 Ekim 2014’te “Ege’de Birlik Var” pankartının arkasında en önde yürüdüm. Ülkücü ve Atatürkçü Düşünce Topluluğu mensubu kardeşlerimle birlikte. Yakılan Türk Bayrakları ve Atatürk heykellerine karşı kutlu bir davanın Yılmaz neferi olarak nöbet tuttum.20 Şubat 2015’te ülkemizin birliğine kast eden bölücü örgüt mensubu vatan hainleri tarafından 24 yaşımda öldürüldüm. Oysa annemin Diyarbakır’da çalışırken en samimi arkadaşı Kürt kökenliydi. Ayrımız gayrımız yoktu.Bir resmimin altına “Ben de Yeşil dedeme çekmişim” diye yazmıştım facede.. O da 1970 yılında sağ sol davasının ilk kurbanlarındandı Akşehir’de.Dövülerek öldürülmüştü. Bilmem katilleri öldü mü yoksa hala Akşehir sokaklarında süslü püslü gezerler mi??

Anneme hep  “ sen merak etme, yarın öbür gün bir yerlere geleceğiz. Mutlaka bu düzeni değiştireceğim” derdim. Sağlığımda olmasa da ölümümle biraz da olsa hani yaptım bunu. Bu vatanın birliği için Türk Bayrağı ve Atatürk etrafında ülkücüsüyle devrimcisiyle birlik olmamız gerektiğini gösterdim genç kardeşlerime. Canım Türkiye’min pek çok belediyesi adımı verdiler köprülere sokaklara. Ama benim memleketim, Akşehir’im 2,5 yıl bekledi. Kimseye kastım yok ama neyi beklediniz? Neden emin olamadınız? Akşehirliliğimden mi, vatanseverliğimden mi??

Ben FIRAT YILMAZ ÇAKIROĞLU…”

 

“Şirinırmak çocuğuydum.Az mı oynadım o akan şırıl şırıl bizim için kocaman ama aslında küçücük ırmakta.Büyüdüm büyüdüm diş hekimi oldum.Osmaniye’de muayenehane açtım.CHP ilçe yönetim kurulu üyesiydim.Otuzlu yaşları daha yeni ortalıyordum..Evliydim,bir çocuğum vardı daha ana kuzusu..Bir gün biri girdi içeri tanımadığım.. Adımı söyledi sen o musun dedi. Evet dedim. Şifa dağıttığım ellerimi uzatmak isterdim; buyurun demek isterdim. Oysa hayatımda hiç görmediğim o , kurşunlar yağdırdı üstüme..1980 yılının 25 Ağustos’uydu. O sabah eşimi ve yavrumu son görüşüm oldu. Şimdi Akşehir Mezarlığında mahşer gününü bekliyorum… Sormak için onlara:

                     Ne istediniz benden!..

Ben ESAT USLU…”

 

“Akait köyünde 1962 yılında doğmuştum. İlkokulu köyümde, ortaokulu Reis ve Konya Karma ortaokulunda okudum. Başarılı bir öğrenciydim. Sınıf atlatmışlardı öğretmenlerim.. Akşehir Öğretmen Okulunu bitirdim.Hayalim doğduğum topraklara dönüp bilinçli ziraat yapmaktı.Sevdalıydım Türkiye’ye.. Ülkücüydüm.. Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi’ni kazandım. Arkadaşlarla öğrenci evinde kalırdık. Sabah kalkmış fakülteye gitmek için otobüse binmiştik. Pusu kurup taradılar. O gün Tıp bayramıydı biliyor musunuz? 14 Mart 1979 günüydü.Ve ben ondan sonra hiçbir bayram göremedim bir daha..

Ben MUSTAFA SIR…”

 

“1947 Akşehir doğumluydum. İlk ve orta öğrenimimin ilk yıllarını Akşehir’de, liseyi İzmir’de bitirdim. Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdim. Fikir Kulüpleri Federasyonu Erzurum Sekreterliğinin yönetiminde yer aldım. 68 kuşağındandım. Devrimciydim. 1969 yılında Kars’ın Susuz ilçesinde topraksız köylülerin toprak talebinde bulunmak için düzenledikleri yürüyüşün önünde yer aldım. Aynı yıl Ağrı’daki İşsizlik Mitinginin sunucusuydum. Filistin’de eğitim gördüm. Dönünce 8 ay Diyarbakır Cezaevi’nde yattım. Sonra beraat ederek tahliye oldum. İşte ondan sonra yaşamımın akışı değişti. Amerikan emperyalizmine ve mevcut siyasal düzene karşı kırsal bölgelerde faaliyetlerde bulundum. 12 Mart Muhtırası verilip demokrasiden ara rejime geçildiğinde dağdaydım. 31 Mayıs 1971 günü Gölbaşı ilçesinin İnekli köyünde jandarma tarafından sıkıştırılarak çıkan çatışmada öldürüldüm. 24 yaşımdaydım henüz.. Hapishanedeki devrimci arkadaşlarımızı kurtarmak için Malatya’daki Amerikan Üssünü ele geçirip arkadaşlarımızın serbest bırakılması fikrine kapılmıştık. Ütopiktik, idealisttik. Tek yol devrime inanmıştık.Hedefimiz tam bağımsız Türkiye idi. Ne sivil ne güvenlik görevlisi hiç kimseyi yaralamadım, öldürmedim.. Benimle birlikte ölen arkadaşım Sinan’ın annesi, oğlunun tabutu başında toplanan köylüler şunları söyledi.

“Bu oğullar; bu ülkeyi, bu halkı, sizleri sevdiler. Her biri üstün zekalı güzel çocuklardı. Dileselerdi, düzenin adamları olsalardı, şimdi burada cansız yatmazlardı. Birer milyoner olurlardı. Ama onlar sizin sorununuzu omuzladılar”

Ben KADİR MANGA…”

 

“Gedilliydim. Mütevazı bir çiftçi ailenin çocuğuydum. Gözüm karaydı cesurdum. Seviyordum okumayı. İtfaiyeci olup canlar kurtaracaktım. Hem de okulunu okumuştum itfaiyeciliğin. Hayalim gerçek olmuş Akşehir Belediyesi’nde göreve başlamıştım. Beş yıldır çıktığım sevgilim vardı. Vermiyorlardı bir türlü. Nihayet gönülleri oldu evlendik. Daha 5 aylık evliydim. Yıl 2002 Ekim günlerden 8 Ekim’di. Gece yarısı alarm verildi. Güvendik İşhanında yangın çıkmıştı. Söndürme çalışması esnasında yoğun dumandan fark etmeyip boşluğa düştüm. Daha 24’ündeydim ömrümün. Baharı, yazı vardı sevdiceğimle yaşayacağım. Göremedim.

Ben ADEM EMİR…”

 

“Akşehirliydim. Neşeli,hayat dolu bir insandım her genç gibi. Çok sevdiğim öğretmen olmak için önce Akşehir Anadolu Lisesinde sonra da Bolu ‘da Özel Eğitim bölümünde okudum. Eşimle de orada tanışmıştım.. Atamam çıkınca dünyalar benim olmuştu.Hem de Van Zübeyde Hanım ilköğretim okulunda zihinsel engelliler öğretmeni olmuştum.. Eğitime en çok ihtiyacı olan o dünya tatlısı çocukların her biri artık benim evladımdı. Sonra aşkımla evlendim ve o da Van’a atandı. 23 Ekim 2011 son günümüzmüş. Nerden bilecektim ki; daha 26 yaşında yaşama veda edecektim. Van depreminde enkaz altında can verdik. Bizi deprem değil sistemin ürünü çürük binalar öldürdü. Şimdi eşim Oktay Amasya’da; ben Akşehir’de yatıyoruz. Ve yeniden buluşmak üzere ve de o binaları yapanlara, izin verenlere hesap sormak için ahiret gününü bekliyoruz.

“Ben EMEL ÇİLER TÜRKOĞLU…”   

 

“13 yaşındaydım. Yıldırım Ortaokulu 8.sınıf öğrencisiydim. Pilot olmayı istiyordum. Kurs için etüt merkezinden çıkmıştım. Yolda yürürken kaçırıldım. İple boğdular beni. Dört gün bulamadı kimse beni. Aralık ayıydı Nuri amca çok üşüdüm o kırlarda ben… Annem hala ben geleceğim diye her gün pencerede bekliyor. Tam 5  yıl oldu ;  katilim hala geziyor ortalarda. Sesim çıkmıyor ki söylesem kim olduğunu…Bulun onu polis ve jandarma  amcalarım..Uyuyamıyorum ebedi uykumu. Buraya da gelecek diye çok korkuyorum. Bulun onu; yalvarıyorum size…

                        Ben HATİCE ÇİFTÇİ …”

 

 “Akşehirspor’du sevdamız. Dört erkek kardeşin ikisiydik. Uzun boylu hani yakışıklı gençlerdik. Akşehir’in altın çağlarını yaşadık. Hıdırlıktaki caz akşamları, balolar, sinemalar, şenlikler, kıran kırana maçlar  derken ne kadar şanslı olduğumuzu düşünürdük. Büyüğümüz beden eğitimi öğretmeni oldu Bayburt’a atandı. Bayburtlu gençlerin sevgisini kazandı. 1973 yılının 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı günü bir trafik kazasında yaktı gitti öğrencilerini,sevenlerini… Daha 27 yaşındaydı..Hani hiç yakışmadı ona ölüm ama ölecekse de 19 Mayıs’tan daha çok ona uyan bir gün yoktu ki… Ben de  ağabeyimin yolundan gittim.Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümü 2.sınıf öğrencisiydim. Aynı son beklermiş beni de… Daha iki yıl geçmeden aradan ,1975’in 13 Ocak günü yine bir trafik kazası sonucu ; henüz 22 yaşımda iken  çok özlediğim ağabeyimle buluştum.. En çok anamız yandı hem de ne yanma…Gören  dağlandı.

Bizler; HAYRANİ ve HALİT YAVUZCAN…”

 

“Büyük dedem o günkü tabirle alat-ı ziraiye fabrikatörü ve İzmir İktisat Kongresine Akşehir’den katılan iki azadan biri olan tüccar Hacı Yunus’tu. 1978 doğumluydum. Müteşebbisliğimi ondan almıştım belli ki.. Ticareti, yenilikleri ve Akşehir’i seviyordum. Bir de nişanlımı.. Akşehir’in yıllarca sesi olmuş Pervasız gazetemizin bir kardeşi olsun istedim.İstasyon gazetesini kurdum. Herkesle barışık olmayı isterdim. Duygusaldım. Söylemesi ayıp biliyorum ama yardım etmeyi çok severdim. 21 Temmuz 2003’te 25 yaşında iken bir trafik kazası ile ayrıldım aranızdan. Şimdi yine çok sevdiğim Akşehir toprağında yatıyorum.

                        Ben GÜÇLÜ KANTARCI…

“Anne tarafım Tekelioğlu sülalesindendi. Çocukluğum gençliğim babamın Arastadaki dükkanında geçti. Hem okumayı hem ticareti severdim. Bir de  şiiri. Daha lise yıllarındayken bağlanmıştım Akşehir’e ve  Güzin’e.. Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesini kazandım. Ama asıl sosyal bilimlerdi merakım. Evlendik. Akşehir’de eczane açtık. Bir de yavrumuz oldu adı : Kardelen..Hani tüm çetin şartlara rağmen  karları delip çıkan o narin çiçek..  “Akşehir İl Olmalıdır”  imza kampanyasında arkadaşlarımla birlikte 36.000 imza toplayıp dönemin başbakanına sunduk. Daha sonra AKSEV’e dönüşecek olan Akşehir Evi’ni kuran 16’lar içindeydim. Ben göremedim ama ruhum AKSEV’in içinde. 1996 yılının 27 Haziran’ında, daha otuzunda iken bir trafik kazasında göçtüm gittim bu dünyadan. En sevdiğim şairlerden olan Hasan Hüseyin Korkmazgil’in dediği gibi:

“Uy anam anam

Haziran’da ölmek zor…”

Annemin ellerinden, Kardelen’imin gözlerinden öperim. Güzin ,sevdiceğim, onlar sana emanet..

Ben DOĞAN SAYIN…”

 

 “Ayrı ayrı zamanlarda ve ayrı göllerde boğularak can verdik. En büyüğümüz İnci ailesinden ve 28 yaşında idi Eğirdir Gölü’nde can verdiğinde. Yıllardan 1965 idi. Ondan sonra bir delikanlımızı daha aldı aramızdan  Eğirdir.. Atatürk’e, Akşehir Garında son kahveyi pişirip ikram eden Ali Çavuş’un torunu ve hukuk öğrencisiydi. Doksanlı yılların başında aynı akıbete uğradı o da. Kalan birimiz elektrikçi ve iyi avcıydı. Diğerimiz de yıllarca Anıt Meydanında esnaflık yapan Hafız lakaplı ağabeyimizin damadı idi. Eber Gölü’ne gittik. Tekneyle açıldık, üç arkadaştık. Devrildi teknemiz ve can havliyle çektik birbirimiz Eber’in derin sularına. Bizlere de ecel bu sularda geldi.

 

 

Bizler;

 

MUAMMER İNCİ, 

ALİ ÇARIKCI,

                                  

 GÜRKAN ENGİZ, 

VELİ KILINÇ …” 

 

Burada kısa yaşam öykülerini anlattığım, sonsuzluğa göçmüş Akşehirli Gençlerimizi yazarken; öncelikle ulaşabildiğim yakınları ve anlatılan olayların tanıklarıyla görüşmelerde bulundum. Kitaplar, gazeteler ve internet ortamında araştırmalar yaptım. Kendi bilgilerimle harmanlayarak ve de farklı bilgileri sorgulayarak objektif bilgiler sunmaya gayret ettim. Her yazımda olduğu gibi birleştirici ve barışçıl bir dil kullanmaya çalıştım. Hem rahmetlileri incitmemek adına hem de güncel spekülasyonlara malzeme vermemek için. Yine de yanlış ya da eksiklerim olabilir bunca titizliğime ve de iyi niyetime rağmen. Sizlerin bu konudaki katkılarınız tarihe düşülecek notun daha da güvenilir olmasını sağlayacaktır.

 

Ayrıca en son toprağa verdiğimiz gencimiz

Salih AYAZ

ve aklıma gelen sırayla

Ethem BAKIRCI-Muhammet ABİT,

Onur KOCABIYIK,

Erdem YARAR-

Turgay UYSAL-

Ömer Lütfi COŞKUN-

Ali İZGİ,

 

Dr. Kemal ÖZDEMİR, Dr. Kadir DUMAN, Kazım Üçyıldız, Levent ÇITAK, Sevda AKYÜREK, İbrahim TARAKÇILAR, Ruşen SEVİNÇ ve  Hulki ŞİRVANCI’ya da Allah’tan rahmet diliyorum.

 

Takdir edersiniz ki; ben ne tarihçiyim ne de resmi kayıt görevlisi. İsimlerini andığım bu merhum ve merhumelerin dışında,  ömrünün baharında kara toprağa giren daha nice gençlerimiz var. Benim bilmediğim ya da hatırlayamadığım. Onların manevi şahsiyetlerinden ve ailelerinden özür diliyorum. Burada yazdığım ya da yazamadığım ve sonsuzluğa göçmüş tüm Akşehirli Şehitlerimiz başta olmak üzere gençlerimize Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. Mekanları cennet olsun. Acılarını yinelemek durumunda kaldığım kederli ailelerine ve sevenlerine de sabırlar diliyorum. Allah gençlerden saklasın. Sıralı ölümler nasip etsin.

-DEVAM EDECEK-

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Gündem haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
SİZİN VEKİLİNİZ KİM ?
FATİH SATILMIŞ
SALİH AKÇA
ORHAN ERDEM
BÜLENT AYCAN
İSMAİL AFŞAR
OSMAN FEDAİ
SEVİL SARGIN
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA