...Müzeleri Gezin ve Tarihi Öğrenin...


SAADET ÖZKADİF Arkeolog
Bu haber 2017-05-18 08:39:29 eklenmiş ve 763 kez görüntülenmiştir.

Toplumun geçmişine hizmet eden, gelişimini sağlayan ve kültürel mirası sahiplenen bütün bu hizmetleri ve koleksiyonları halka sunan ve bu sunum içinde eğiten-öğreten bir yapıya sahip olan kurumlardır ''Müzeler''.

Müzeciliğin başlangıcı elbetteki koleksiyonculukla olmuştur. Bu tahlilde en zengin koleksiyona sahip olan Türk diyarı müzecilik bağlamında muhteşem bir koleksiyona sahiptir. Yaşatmış olduğu nice kavimler bu toprakların bir kültür mirasıdır. Bu zengin mirasın soyut değerler verdiği etnoğrafik açıdan izlendiğinde daha da belirginleşir. Olayın somut tarafında ise müzecilik adımları atılır. 

Müzecilik ve tarih kavramları birbirinden ayrılamaz. Müzeler tarihin dile geldiği yerlerdir. Konuşmayan, susan, söylenmeyen, anlatılmayan bir tarih, bazen bir çanağın bazen sadece bir seramik parçasının bazen de bir heykel parçasının bize o dönemi çok güzel bir şekilde yansıtabileceği gerçeğini gösterir. Araştırmakla belki öğrenemeyeceğimiz tarihi bize bulunan ufak bir parça söyler ve sanki yapbozun en önemli parçasını bulmuş gibi tüm detaylar kendiliğinden ortaya çıkar. Ancak her şeyin hızına, gelişimine öylesine kapılmış durumdayız ki; durup değerlendirmek, düşünmek, değerlerimizi, eksiklerimizi, kişisel ve toplumsal tarihimizi araştırmak artık bizlere zaman kaybı gibi geliyor. Sanki geçmişe zaman harcarsak, geleceği kaybedecekmişiz yanılgısına düşüyoruz çoklukla. Oysa hiçbir bina, proje, kültür, hatta yaşam; dayandığı bir temel yoksa, onu ayakta tutan bir güce sahip değilse, gelişemez, sürdürülemez. Yani; geçmişinizi anlamadan, çözümlemeden, geleceğimizi yaratamaz, inşa edemeyiz. Yaşantımızdan geriye kalan hoş anıları, hüzünleri, önemli anlarımızı fotoğraflar, sonraki yıllarda da fotoğraf albümlerinin sayfalarında yaşamımızı hatırlarız. Yaşantımızın muhasebesini, değerlendirmesini yaparken, geçmişten kalan anılar, yaşanmışlıklar, somut veya soyut hazinemiz bu sayede yol gösterir bize. Toplumların da tıpkı bireyler gibi geçmişten getirdikleri değerler, birikimler ve kültürel özellikleri bulunur. Bu bağlamda ''Müzeler'', ait olduğumuz toplumun hazinesini, geçmişini görebileceğimiz, neyin üzerine kurulduğunu, yaşadığımız sistemi değerlendirebileceğimiz somut yerler kategorisine girmektedir.

Müzeler, uygarlıkları, kültürleri günümüze taşıdıkları gibi, kültür turizminin de can damarıdır. Dünyanın her tarafında müzeler en prestijli mekanlardır ve dünyada üst gelir gruplarının rağbet ettikleri mekanlar arasındadır. Bizim de Türkiye için benzer bir şekilde bu dönüşümü sağlayabilmemiz gerekmektedir. Devletin birimleri içerisinde olmazsa olmaz bir değerde olan müzecilik, her zaman gereken önemi ve değeri almalıdır. Geçmişten günümüze gelmiş olan tüm değerlere, bu sayede kolaylıkla erişebiliriz. Müzelere ve müzeciliğe gereken ilgi ve bilgiye sahip olan insanlar yetiştirilmeli, Müzeoloji Bilimi daha yaygın ve bilinen bir meslek haline getirilmelidir.

 

...Müzeleri Gezin ve Tarihi Öğrenin...

ETİKETLER :
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer Gündem haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
Yeni Sitemizi Nasıl Buldunuz...?
Fena Değil
Güzel
İdare eder
Kötü
Çok kötü
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA