BAYKUŞ KONUŞACAK


Bu makale 2018-07-03 18:10:12 eklenmiş ve 913 kez görüntülenmiştir.
Erdoğan Özbakır

Geçtiğimiz cumartesi günü Öğretmenevi’nde büyük bir buluşma vardı. Öğretmen okulundan elli yıl önce mezun olan öğrencilerden yaşamda  kalanlar buluştular.
Şöyle kıyıdan köşeden aralarına katıldım. Hepsi 70’li yaşlara gelmek üzere olan kadın erkek çok sayıda yaşlı insanın yanında 24 yaşında bir delikanlı olarak benim ne işim vardı? anlıyamadım.
İnsan yaşamın her evresini kendiyle yüzleşerek geçirdiği için alışmış olduğu bünye kendine subjektif davranmasına neden oluyor.
Karşımdakiler bembeyaz saçlarıyla, bükülmüş belleri, buruşmuş elleri, zorlayarak yürüdükleri ayaklarıyla o tanıdığım okul yıllarında beraber yürüdüğüm arkadaşlarım değildiler. 
Ama beni biliyorlardı!
Kimi “RÜZGARIN OĞLU” takma adımı anımsatıp toptan hızlı giderek saha dışına çıktığımı, kovaladığım o topun benden 15 dakika sonra yanıma geldiğini söylüyor.
Kimi yatakhanedeki dolabımın içinde herkes kitap defter vs. eşyasını koyarken benim çeşitli yiyeceklerle doldurduğumu bu nedenle yatakhaneyi farelerin bastığını anlatıyordu. 
Ertesi gün sonraki elli yılda yani 100 yıl sonra buluşmak üzere ayrıldık. 
İçimizde tarifsiz acılar kaldı.
 
SEÇİMLERE DOKUNUŞ
Pazar’ın bir öncesi günde artık aktif olarak kullandığım bir sosyal medya platformunda şöyle bir gönderi yaptım.
“Seçime hazırım yarın Karanlığa doğru giden gemide aydınlığa koşmanın sonucunu göreceğiz...” dedim. 
Pazartesi sabahı o aksi yöne koşanlar birbirimizin üstünde yığılı kaldık o gemi yine bilinmeze doğru gidiyordu...
Valla dostlar yaşım gelmiş 24’de aslında kişisel olarak benim hiç şeyim!de değil. Bu gemi karşı limana varmadan zaten yaşam gemisinden atlarım. Veya öbür alternatif çalışır nerede nasıl olduğumu bilemez, hiç kimseyi tanımaz hale gelirim. Allah sizlerin sonunu hayır etsin.
 
61 BİN ÇOCUK
Gazetemizin dünkü sayısında Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen dev organizasyonun haberi vardı. 
Kırk gün sabah namazına aralıksız devam eden çocuklara birer bisiklet hediye edilecekmiş. Aslında bu muhteşem projeyi geçen yılda yaşamıştık. Konu ile ilgili bir yazıyı kaleme almıştım. 
Bir yanı çocukları rüşvete alıştırmak da olsa öbür tarafta duran ulvi amaçlar ister istemez alkışlamamızı gerektiriyor. 
Öbür açıdan bu iş “fareli köyün masalını” ve bu öyküdeki acı sonunu unutturamıyor. 
Ben aykırı adamım!
Galiba biraz da bu günün 7-14 yaş aralığındaki çocuklarımızı kıskanıyorum. Çünkü o dönemde hem bisikletim hemde birgün ona kavuşacağıma ait hayallerim bile yoktu...
Keşke o günlerde de böyle projeler olaydı hem zevkle bineceğim bir bisikletim olurdu hemde düşünen, arayan, sorgulayan ve sonunda hem kendini hemde başkalarını mutsuz eden bir kişiliğim olmazdı.
Sakin, huzur içinde yaşar giderdim.
Bindiğimiz gemi hangi limana giderse gitsin beni zerre kadar ilgilendirmezdi...
 
Not: Gazetemizin manşet haberinde “Atatürk anıtının geçici olarak kaldırılacağı yazıyor.
Meydan düzenlemesi yapıldıktan sonra tekrar yerini alacakmış...
Size son bir öneri: Bu fırsattan yararlanın gözlerinizi ve ruhunuzu hazırlayın. Çünkü Eski Türkiye’nin kalıntıları birer birer yaşamınızdan çıkacak. Bugün için geçici işler yarın kalıcı olacak.
Baykuş’unuz konuştu!... 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA