HAKİKATI ANLAMA, ANLATMA,YANLIŞI TEDAVİ YOLU, HİKMETTİR


Bu makale 2018-01-12 05:04:53 eklenmiş ve 471 kez görüntülenmiştir.
Remzi AYVAZ (KÜRSÜDEN)

Hikmet;  bir şeyin yaratılış gayesi,  eşyanın hakikatı, yaptığını sağlam, faydalı ve en güzel hale getirmedir. Bozmadan düzeltmektir. Severek, sevdirerek, ikna ederek inandırma, güzel öğütle doğruyu yapma ve yaptırmadır.
Hikmet; faydalı amele götüren ilimdir. İlme dayalı olarak ortaya konan salih ameldir,  güzel ahlaktır. Özde, sözde isabettir. İslâm hikmettir, Kur’ân, sünnet baştan başa hikmettir.  Allah Hakîm’dir, her yaptığında ve her emrinde  hikmetler vardır.. Yaptığını en sağlam yapandır. Müslümanın yolu hikmet yoludur. 
Her insan hem eğitilen, hem eğitendir. İnsan başkalarına doğru ve hakikatları anlatma, iyilikleri emredip kötülüklerden nehyetme gibi ilâhi görevlerini yaparken  izleyeceği yol hikmettir. “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütlerle davet et ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.”  ( Nahl 125)  âyeti müslümanın dâvet, çağrı ve mücadele yöntemini  en veciz şekilde ortaya koyan  bir ölçüdür. Kötülüğe  iyilik   hikmetli bir davranıştır. O zaman aradaki düşmanlık samimi bir dostluğa dönmektedir. (Fussılet 34)
“İlmin başı, yumuşak huyluluk; hikmetin başı, insanlarla iyi geçinmektir.”  Dolayısıyla insanların eziyetlerine katlanamamak ve tahammülsüzlük göstermek, hikmetten nasipsizliğin ve cehâletin bir neticesidir. İlim ve irfan sahibi insanlar nasıl zarif ve nâzik olurlarsa, hikmetten nasipsiz ve câhil kimseler de, kaba, hodgâm ve edep mahrumu olurlar. Dînin nezâket ve zarâfetinden bîhaber kalmak, en fecî cehâletlerden biridir. Hikmetsiz yapılan, zaman ve zeminini bulmayan; şefkat esasına oturmayan; inandırmayan,  ilimden uzak ve en önemlisi, anlatılanları en ileri seviyesiyle yaşama şartından mahrum bir  davranış netice vermeyen hikmetsiz bir davranıştır. 
 Doğruyu anlatmanın, yanlışları düzeltmenin yolu hikmettir. Kaş yapayım derken göz çıkartmamanın yolu hikmettir. Bir insanın bilgi, görgü, anlayış ve basiretinin göstergesi de hikmettir.  Kur’an’da geçen  “kime hikmet verilmişse, ona büyük bir hayır verilmiştir” (Bakara, 269) ayeti ve  diğer ayetlerin de delaletiyle hikmet Allah’ın kişiye verdiği  büyük bir lütuftur. “Hikmet müminin yitik malıdır; nerede bulursa alır.” (Tirmizi, İlim 19; İbn Mâce, Zühd 17)  meâlindeki hadis-i şerifte  müslümanların, işlerine yarayan bilgiyi ve doğru sözü kimden ve nereden geldiğine bakmaksızın alabileceklerine işaret etmiş, başka kültürlerden uygun biçimde faydalanmaya meşruiyet kazandırmıştır.
Kalpleri istediği yöne çeviren Allah’tır.  Hidayete erdiren de Allah’tır. Allahü Teâla peygamberimize .” Onları hidayete  erdirmek sana ait değildir.” (Bakara 272) Doğruları anlatmanın, yanlışları düzeltmenin  yolu Kur’ân’dır, sünnettir, ilimdir, haktır, iyiliktir, hilmdir, sabırdır, ferasettir.  Allah Kur’ân-ı Kerimi bize şifa olarak bildirmektedir.  Nahl 125. Âyette bu şifa şeklini bildirirken önce hikmetle , sonra güzel öğüt ve en güzel mücadele ne ise ona göre davranılması emredilmektedir. Mümin bal arısı gibidir.  O faydalı, temiz yerlere  konar, konduğu yeri incitmez,  en güzel şeyleri toplar, en şifalı gıdaları üretir . Müslümanı peygamberimiz bal arısına benzetirken eğitimde, tebliğde, kötülüklerden uzaklaştırırken, iyiliği emrederken hep faydalı, yapıcı ve ıslahcıdır. Hak ve adalet onun en sağlam terazisidir. 
“Hikmet ile davet etmek” isteyen muhatapların durumlarını ve şartlarını göz önünde bulundurur. Görevini severek yapan  bir doktor hassasiyetiyle  hareket eder. Doğru bir teşhis, bünyeye uygun  dozajda ilaç tedavisi yanında, mânevi, psikolojik destekle hastalığı tedavi etmeye çalışır. Sonunda bir insanı sağlığına kavuşturmanın, doğru yola ulaştırmanın  mutluluğunu yaşar.
 Hikmet ehli, bir terzi gibi  elbiseyi, beden kalıbının  ölçüsüne göre   yapar. İlk gelen vahiyler emir ve yasaklarla başlamadı. Önce îman kalplere, gönüllere yerleştirildi, akli ve nakli delillerle kalpler tatmin oldu. Sonra tedricen alıştıra  alıştıra, emir ve yasaklar bildirildi. Bunun gibi hikmetle iş yaparken tedricen azdan çoğa, kolaydan zora doğru bir yol izlenmelidir.
 Hikmetle doğruyu anlatırken, yanlışları düzeltirken bir itfaiyeci gibi, yangında önce kurtarılacak ve müdahale edilecek yerleri iyi bilmelidir.  Muhatabı hakir görmeden, ümitsizliğe düşmeden,  üzerine yüklenmeden, horlamadan, hafife almadan gönlüne girerek neticeye gitmelidir. Hikmetin olduğu yerde hevâ ve hevese dayalı duygular, menfaat ve enaniyet  hissi yoktur.
Öğüt vermedeki yumuşaklık, çoğu zaman katı kalpleri bile doğru yola iletir, birbirinden nefret eden gönülleri kaynaştırır; neticede azarlama, çıkışma ve rencide etmekten daha iyi sonuçlar doğurur.  “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile.” (Âl-İ Imran  159)
Doğruya ulaşmanın, başarıyı yakalamanın yolu hikmettir. Hakikatler hikmetle yerine getirildiği zaman mutlaka kabul görecek ve başarı elde edilecektir. İyiliği emir ve kötülükten nehyin yolu hikmettir.  Tatlı dil, güler yüz, sadakat ,  samimiyet, içtenlik, hak, adalet gibi bütün güzellikler, iyilikler hikmet yoludur. “Hikmetin başı, Allah (sevgisi ve) korkusudur”
.Hikmet yolunun yolcusu olmak  niyazıyla, bereketli feyzinden istifade edeceğimiz bir Cuma dilerim. 
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
































« geriileri »
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Döviz Kurları
Arşiv Arama
- -
Anket
İstasyon Gazetesi
© Copyright 2014 İstasyon Gazetesi. Tüm hakları saklıdır.
GÜNDEM
SPOR
SİYASET
EĞİTİM
DÜNYA